Facebook Zaman Tüneli-Facebook Timeline

Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg 'ingeçen günlerde, Timeline yani Zaman Tüneli ile Facebook'un yeni bir döneme gireceğini söylediği günden beri, Zaman tüneli ile ilgili bir çok bilgi ve dedikodu yayılmaya başladı.

Aslında Zaman Tüneli temasının esas özelliği ve yenilikleri profile yansıtılan, paylaşılan her şeyin profilnizde kronolojik bir sıra içinde yer alması ve bu esas'a yönelik yeni bir profil görünümü kazanılması. Fakat Facebook Zaman Tüneli ile beraber bir çok yenilik ve karmaşıklık sunacak her zamanki gibi.

Mesela Zaman Tüneli sayesinde 1. elden kimlerin sizi sildiğini biraz zor da olsa öğrenebileceksiniz. Eğer güvenlik ayarlarınızı ayarlarınızı biraz ihmal ederseniz, girdiğiniz her siteyi arkadaşlarınız ve hatta herkes öğrenebilecek. Kısacası internet'te attığınız her adım herkes tarafından bilinebilecek.

Bahsettiğim sorun hakkında aşağıda yer verdiğim, bilgicagi.com'dan edindiğim alıntı sayesinde bu sorunun tam olarak nelere sebebiyet vereceğini ve bu sorundan nasıl kurtulacağınızı öğrenebilirsiniz. Ayrıca yazının sonunda yer alan Yücel Toluyağ tarafından hazırlanmış olan video'yu izlediğinizde Facebook'un Zaman Tüneli temasını şimdiden aktif edebilirsiniz.

Zaman Tüneli’ne eklenen yeni akıllı paylaşım uygulaması, özellikle Facebook bağlantılı web sitelerinde paylaşımı kolaylaştırıyor gibi gözükse de kullanıcıların özel hayatını hiçe sayan bir özellik aslında. Uygulama Facebook eklentili sitelerde beğen tuşuna basarak vakit kaybetmenizi önlemek için kullanıcıyı “Zaman Tüneli’ne Ekle” özelliğine yönlendiriyor ve otomatik olarak kullanıcının internet üzerinde gerçekleştirdiği tüm aktiviteleri profile yansıtıyor.

Hangi aktiviteler diye soracak olursanız; izlediğiniz videodan, okuduğunuz en basit bir habere, görüntülediğiniz fotoğraflardan ya da dinlediğiniz müziğe kadar her şey “Zaman Tüneli’ne Ekle” özelliği ile profilinizde gözüküyor. Yani paylaşmaya gerek duymadığınız ya da istemediğiniz içerikler bile profilinizde yer alıyor.

Özellik, paylaşımı kolaylaştırmak adına öne çıkarılsa da, dışarıdan pek öyle durmuyor. Burada Facebook kullanıcılarının Zaman Tüneli’ne ekleyecekleri uygulamalara dikkat etmesi gerekiyor. Akıllı paylaşım uygulamasını istemiyorsanız, bu uygulamayı sürekli kapalı tutabilirsiniz. Herrhangi birşey paylaşmak istediğinizde ise uygulamayı açmak durumundasınız. Her içerik sırasında bu özelliği açıp kapama zahmeti profilde kirlilik yaratmakla kalmayıp, bir süre sonra kullanıcıyı bıktırabilir. Ya da tüm bunlarla uğraşmayıp bu özelliği Zaman Tüneli’ne eklediğinizde karşınıza çıkacak üç seçenekten birini tercih ederek veri takibine siz karar verebilirsiniz. Özelliğin “herkese açık” seçeneği internette yaptığınız her şeyi profilinize yansıtırken, “arkadaşlar” seçeneği ile yaptıklarınızı sadece arkadaşlarınızın görmesini sağlayabilirsiniz. Çünkü uygulama sizi üç seçenekle sınırlıyor. Bunların dışında “özel” seçeneğini işaretleyerek internette yaptıklarınızı sadece kendiniz görebilirsiniz.

Ancak bu seçeneklerle bile paylaşmak istemediğiniz içeriklerin de profilinize yansımasını engelleyemiyorsunuz. Bu haliyle kullanıcıları son derece rahatsız edecek uygulama, güvenlik sorunları nedeniyle halihazırda sıkıntı yaşayan Facebook’u zor durumda bırakacak gibi duruyor.

Hayatımızı Daha Anlamlı ve Mutlu Kılmak İçin...

Aşağıda hayatımızı daha anlamlı ve mutlu kılmak için, mutluluğu yaşamadan, hakkımızı alamadan huzursuz ve anlamsız bir hayat sürmeye devam etmemiz için, kısacası daha yaşanabilir bir hayat için yapmamız gerekenleri sıraladım. Buyrun okuyun. 

*Ufak şeyleri dert etmeyin. *Erken kalkmaya alışın. *Hayatı olduğu gibi kabul edin. *Tenkit etme isteğinizi bastırın. *Bırakın ara sıra canınız sıkılsın. *Herkese iyilik etmeye çalışın. *Başkalarını suçlamayı bırakın. *Herkese hakim olmaya çalışmayın. *Konuşmadan önce dinleyin yazmadan önce düşünün. *Kusursuz olamayacağınızı kabullenin. *Sabrınızı geliştiren çalışmalar yapın. *Her an bir şey öğrenmeye hazır olun. *Konuşmadan önce derin bir soluk alın. *Az ve öz konuşun, bilmediğiniz şeyde ısrarcı olmayın. *İnsanların gözlerinin içine bakın, gülümseyin. *Bırakın, çoğu zaman başkaları haklı olsun. *Aileyi, ev halkını her zaman dinleyin, onlara vakit ayırın. *Aynı anda birkaç şey yapmaya 

çalışmayın. *Beterin beteri var halinize şükredin. *Bu gününüzü son gününüz, yarını yokmuş gibi yaşayın. *Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın. *Yaptığınız iyiliklere devam edin, onlardan bahsetmeyin. *Bulunduğunuz durumdan zevk alın, mutlu olmaya çalışın. *Sizler kadar başkalarının da bildiğini unutmayın. *İncitmeden önce hissedin, nefretten önce sevin. *Kızdığınızda, öfkelendiğinizde 10’a kadar sayın. *Başka fikirlerde de doğruluk payı arayın. *Her gün biraz vaktinizi minnettarlık için harcayın. *Aile büyüklerinizi, ebeveynlerinizi arayın. *Kırkından sonra değil, farkından sonra hayat başlar bilin. *Gördüğünüz her şeyde yaradanın izi olduğunu unutmayın. *Yaradılanı sevin yaradandan ötürü. *Olduğunuz gibi görünün, göründüğüz gibi olun.

Nerede Sevgi varsa, Orda Başarı ve Zenginlik de Vardır

Bu sefer de sizlerle sevgi dolu günler geçirmeniz dileğiyle, sevginin getirdiklerini anlatan bir kıssadan hisse paylaşımında bulunuyorum. Buyrun okuyun.

Bir kadın, kapıdan dışarı çıktığında, bembeyaz sakallı üç ihtiyarın kendi evinin önünde oturduklarını görür. 'Ben sizi hiç tanımıyorum, der... Ama aç ve susuz olmalısınız... Lütfen içeriye gelin de sizlere bir şeyler ikram edeyim...' 'Evin erkeği içerde mi?' Diye sorar adamlar. 'Hayır, der kadın. Şu an evin dışında.' 'O evde olmadığı sürece bizim bu eve girmemiz mümkün değil...' diye cevap verirler. Akşam olup kocası eve döndüğünde kadın 


olanları anlatır. 'Peki, onlara söyleyebilir misin, der adam. Ben evdeyim artık, bu eve gelebilirler...' Kadın dışarı çıkıp bu kişileri içeri davet eder. Ama bu defa da; 'Hepimiz aynı anda içeri girmeyiz' der yaşlı adamlar. Kadın öğrenmek ister; 'Niye giremezsiniz?..' İhtiyarlardan biri açıklar: 'Onun adı ZENGİN, der bir arkadaşını göstererek. Diğeri BAŞARI... Ben ise SEVGİ...' Sonra ekler; 'Şimdi içeri gir ve kocanla konuş. 

Hangimizi evinizde istersiniz?..' Kadın içeri girip söylenenleri kocasına anlatır. Adam duyduklarıyla neşelenerek; 'Ne güzel, der. Madem öyle, Zengin'i içeri çağıralım ve evimizi zenginlikle doldursun...' Karısı itiraz eder; 'Canım, niçin Başarı'yı çağırmıyoruz?' Bu sırada, evin diğer köşesinde bulunan gelinleri konuştuklarını duyar. Koşarak gelir ve kendi fikrini söyler; 'Sevgi'yi çağırsak daha iyi olmaz mı? Evimiz sevgiyle dolar!..' 'Gelinimizin teklifini dikkate alalım, der adam karısına... 

Dışarı çık ve bizim misafirimiz olması için Sevgi'yi davet et.' Kadın dışarı çıkar ve yaşlı adamlara sorar; 'Hanginiz Sevgi idi? Lütfen içeri gel ve misafirimiz ol...' Sevgi ayağa kalkar ve eve doğru yürümeye başlar. Fakat diğer iki yaşlı adam da onu takip ederler... Kadın şaşırmış bir halde Zengin ve Başarı'ya sorar; 'Ben sadece Sevgi'yi davet ettim, siz niye geliyorsunuz?' Zengin ve Başarı bir ağızdan cevap verirler: 'Eğer Zengin'i ya da Başarı'yı davet etmiş olsaydın diğer ikisi dışarıda kalırdı. Ama sen Sevgi'yi davet ettin... O nereye giderse biz de ardından oraya gideriz. Çünkü nerede Sevgi varsa, orda Başarı ve Zenginlik de vardır!.

Pet Şişe Değil Cam Şişe Kullanılmalı!

Bu sefer sizlerle çok önemli bir sağlık sorunu haline gelen, çözümü de hayli zor olan, pet şişe kullanımı konusunda Fatih Altaylı'nın bir anısından yola çıkarak uyarı amaçlı olarak kaleme aldığı yazısını paylaşıyorum. Buyrun okuyun ve nacizane, olabildiğince bu konu da dikkatli olun derim.




Aşağıda okuyacağınız satırlar pek hoşunuza gitmeyebilir.
Kendinizi kötü, hatta rahatsız hissedebilirsiniz.
“İyi de, ne yapacağız” diyebilirsiniz.
Çünkü ben de aynen sizin söylemeniz muhtemel bu cümleyi söyledim, aynen bu yazdıklarım gibi hissettim.
Yine de sizleri sevdiğim için, bunları yazmak zorundayım.
Önceki gün, bir yakınımın ameliyatı için, Türkiye’nin önemli hastanelerinden birindeydim.
Ameliyat sonrası, alanında Türkiye’nin değil, dünyanın en iyilerinden biri ve çok da eski dostum olan doktorumuz geldi.
Ameliyatla ilgili bilgi vermek üzere.
Konuşurken, önümdeki masada duran “pet” şişeyi alıp açtım ve bardağıma su doldurmaya başladım.
Profesör doktor uzandı. Elimden pet şişeyi aldı.
Suyu doldurduğum bardağı aldı.
Görevliyi çağırdı.
Pet şişeyi çöpe atmasını, bardağı da lavaboya boşaltmasını söyledi.
“Benim dolabımdan cam şişede bir su getirin” dedi.
“Ne oldu hocam, sular zehirli de bizim haberimiz mi yok” dedim şaşkınlıkla.
“Keşke zehirli olsa. Panzehiri olur, ilacı olar. Bunlar zehirden beter” dedi ve anlattı.
“Son yıllarda kanser olaylarında büyük patlama yaşanıyor. Çok ileri yaşlarda ortaya çıkması gereken bazı kanser türleri, çok erken yaşlarda görünür oldu. Yaşlılarda görülecek lenfomalar, gencecik insanlarda peydahlanıyor. Kemik kanserleri, kemik iliği tümörleri sık sık karşımıza çıkıyor.”
“Biliyoruz hocam. Çevre koşulları, hormonlu gıdalar. Her şey kanserojen” dedim.
“Evet” dedi. “Bu pet şişeler hepsinden daha kanserojen.”
“Bütün dünya kullanıyor” dedim.
“Medeni ülkeler giderek daha az kullanıyor” dedi.
“Bu pet şişelerdeki sular 2 haftadan uzun süre şişede kaldığı zaman, şişenin içindeki zararlı maddeleri çözüyor ve suya karışmasına neden oluyor. Bunlar hücre yapılarına çok ağır zararlar veriyorlar. Her gün yavaş yavaş bozuyorlar. Eğer iki haftalıktan daha yeniyse bunun içindeki su, iç. Ama iki haftalıktan daha eski ise içme.”
Hemen önümdeki açılmamış pet şişeyi aldım.
2 aylıktı ve son kullanma tarihi olarak 10 ay sonrayı gösteriyordu.
“Bu şişeler kısa süreli saklama için uygun. Ama uzun süreli saklamaklarda çok zararlı.”
“Peki ne yapacağız?” dedim.
“Cam şişe kullanacağız. Cam şişede su alacağız. Her türlü gıdayı cam şişe içinde talep edeceğiz. Hem çevreye daha az zararlı, hem de sağlığımıza.”
“Maliyeti yüksek ama” dedim.
“Kanserin tedavi maliyeti daha mı düşük? Aksine çok daha yüksek. Bütün hayatın boyunca cam şişe kullansan, bir kanser tedavisinin onda biri maliyeti bulmaz. Artık kanserleri büyük ölçüde tedavi edebiliyoruz ama yüksek maliyetli oluyor. Hastayı da harap ediyor.”
“Hadi küçük şişeleri cam şişede hallettik, ya damacanaları ne yapacağız. Onlar da pet benzeri bir madde değil mi?”
Profesör doktor daha da kötü konuştu.
“Oradaki sorun daha büyük. O damacanalar birden fazla kez kullanılıyor. Ve onları temizlemek için, deterjanla yıkanıyor genelde. İçinde kalan deterjanı temizlemek için en az üç damacana su kullanmak gerek. Sen o damacanaların üç damacana suyla yıkandığını düşünüyor musun?” diye sordu.
“Düşünmüyorum” dedim.
“Demek ki damacanadaki suyla birlikte deterjan da içiyoruz” dedi.
Çocukluğumu hatırladım.
İstanbul’da hasıra sarılmış cam damacanalar içinde Beykoz’dan gelme sular satılırdı.
“Eskiden vardı cam damacanalar” dedim.
“Talep edelim yine olur. Cama dönmekten başka çare yok. Yoksa her gün kendimizi bile bile öldürüyoruz. Sigara içme kanser olursun kampanyaları yapılıyor. Bunların yanında sigara masum kalır” dedi.
İçim karardı doğrusu.
Ama artık eve pet şişe sokmama kararı aldım.
Bu kararı da sizinle paylaşmam gerektiğini düşündüm.
Hepimizin çocukları için.

Kaynak: http://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli/668298-pet-siselerden-kurtulun