Çakmak Gazı Koklama Yöntemi Gençleri Öldürüyor!

Bali ve tiner koklama alışkanlıkları şimdiler de yerini, poşetlere çakmak gazı doldurulup, koklanarak uygulanan bu yönteme bıraktı. Çakmak gazı koklamak kısa sürede bağımlık yapıyor ve toplam da 3 genç çakmak gazı koklayarak hayatını kaybetti. Bugün de BURSA'da arkadaşları ile birlikte poşet içerisine doldurdukları çakmak gazını soluduğu öne sürülen 14 yaşındaki Büşra P.t, bu sabah yatağında ölü olarak bulunmuş. Geçen günlerde de Tekirdağ'da 10 genç bu yöntem yüzünde havaya uçmuştu.


Son günler de çakmak gazı ile ilgili ölümlerin artması üzerine Sağlık Bakanlığı, çakmak gazının üretiminden satışına kadar kontrol altına alınması için çalışma başlattı. Yeni düzenlemeye göre bali, uhu, tiner gibi uçucu madde sınıfındaki çakmak gazı da 18 yaşından küçüklere satılamayacak. Çakmak gazı tüplerinin üzerine de '18 yaşından küçüklere satılması sakıncalıdır' yazılacak.

Kısacası ebeveynler de çocuklarını bu tür kötü alışkanlıklardan korumak için sosyal faaliyeltere yöneltmeli ve arkadaş çevresine çok dikkat etmeli.

Memleket Meselesi Filmi

Memleket meselesi filmi kısaca; Kimseye boyun eğmeyen doğrularından şaşmayan yıllarca ailesiyle birlikte şehir şehir sürülen bir öğretmenin, bir gün bir polis memurundan yediği tokadın hesabını sormak için verdiği mücadeleyi onur meselesi yapıp memleket meselesine çevirmesini konu alıyor.

31 aralık 2010'da yani bu yılın son gününde vizyona girmesi beklenen filmin başrollerinde Ahmet Uğurlu, Füsun Demirel, Tuna Orhan ve Bora Akkaş yer almakta.

Filmin yönetmenlğini ise; Acı Hayat, Cennet Mahallesi, Reyting Hamdi gibi bir çok dizinin senaristi olan İsa Yıldız üstlenmiş.



Ayrıca Antalya-Gazipaşa da çekilen filme  Dondurmam Kaymak filminde olduğu gibi yöre halkı eşlik etmiş. Seyre değer film olacağını umduğum Memleket meselesi filmin fragmanı aşağıda yer almakta, buyrun izleyin.

video

Enerji İçeceklerinin Zararları

Enerji içecekleri gerçekte enerji sağlamayan uyararak kişinin kendisini enerjik hissetmesine yol açan ürünlerdir. Enerji içeceklerinin zararları bir çok kişi tarafından bilindiği halde, bu içeceklerin kontolsüz olarak tüketimi günden güne artmaktadır. Enerji İçeceklerinin içeriğinde genel olarak bünyelerinde % 0,3'e kadar etil alkol kafein içerikleri, taurin, inositol, glukoronolakton, carnitine, creatine gibi uyarıcı maddeler bulunmaktadır.

Kafein: Oranı farklı markalı içeceklerde, 340ml içecek için 80mg dan 150 mg a kadar değişir. Bu içeceklerde bulunan kafein ve/veya ephedrine, beraberce kalp problemlerine neden olmaktadır.

Guarana: Güney Amerika'da yetişen bir bitkiden elde edilen bir tür kafeindir.

Taurin: Basit bir aminoasittir ve bazı içeceklerdeki oranı 500 kadeh kırmızı şaraptaki orana eşdeğerdir. 340 ml de 1200 mg taurin bulunmaktadır. Hayvan kökenli olabilmektedir.

İnositol: 340 ml de 80 mg bulunmaktadır. Bitkinlik, bunaltı, baş dönmesi ve baş ağrısı gibi yan etkileri olabilmektedir. Carnitine ve Creatine de amino asitlerdir ve hayvan kökenli olabilmektedirler.

Etil alkol: Çeşitli aroma ve boya maddeleri ile birlikte yapı içerisine girmektedir. Gıda Kodeksleri % 0,3'e kadar etil alkol bulunmasına izin vermektedir.

Sünî Tatlandırıcılar: Aspartam E951, Asesülfan E950, Sakarin E954

*Tatlandırıcıların kullanım alanlarından birisi de enerji içecekleridir. Bu ürünlerde; Aspartam, asesülfam ve sakarinin kombinasyonu kullanılmaktadır. Şeker hastalarının kullanımı oldukça düşük olması ve kullanan insanların yaş seviyelerinin yüksek olmasına rağmen alzaymer riski oluşturduğu bildirilmektedir. Fakat içeceklerde kullanımı, özellikle aspartamın içinde bulunan fenil alilin isimli amino asitin çocukların zekâ gelişimlerini olumsuz etkilediği klinik deneylerle kanıtlanmıştır

Enerji içeceklerinde yukarıda bahsettiğim üzere yüksek dozda kafein mevcuttur. Buna bağlı olarak aşırı tüketilmesi halinde,(500 ml'den fazla) kafein zehirlenmesine sebeb olabiliyor. Kafein zehirlenmesi; sinirlilik, huzursuzluk, baş ağrısı, çarpıntı, ritim bozukluğu, uykusuzluk, terleme, ajitasyon, ellerde titreme gibi sinir sistemi ve mide ağrısı, göğüste yanma, bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi belirtilerine sebep oluyor.

Fazla miktarda kafein özellikle de hipertansiyon, kalp yetersizliği, ritim bozukluğu gibi hastalıkları olanlarda kalp ve yüksek tansiyon krizlerine yol açabiliyor. Bilindiği gibi kafein bağımlılık yapan bir madde. Belirli bir süre kafein içeren yiyecek ve içecekleri tüketenlerde zamanla kafein bağımlılığı gelişiyor ve bu kişiler kafein almadıklarında huzursuzluk, sinirlilik, çarpıntı, yorgunluk, baş ağrısı gibi kafein yoksunluk belirtileri de gösterebiliyorlar. Bir de bazı antibiyotik ve teofilin gibi nefes açıcı ilaçların kafeinle birlikte alındıklarında tehlikeli yan etkilere yol açabileceklerini de unutmamak lazım!

Güçlü yemekler yenirken veya yedikten sonra enerji içeceği gibi uyarıcı nitelikteki içeceklerin tüketilmemesi gerekir. Alkolle birlikte kesinlikle alınmamalı. Kalp hastalarında bu içeceklerin mutlaka yan etkisi olur. Özellikle yaşlıların yüksek tansiyon, çarpıntı hatta kalp krizi geçirmesine neden olabilir. Ayrıca araştırmacılar, kafein dozu yüksek olan enerji içeceğine alkol karıştırmanın sinir sistemi üzerinde uyarıcı etki yaptığını, böylece sarhoş olduğunu hissetmeyen kişinin içmeye devam ettiğini ve bu durumun araba kazalarına yol açabileceğine işaret ediyorlar.

Bu güne kadar enerji içecekleri hakkında bu ve buna benzer zararlar yayımlanmıştı. Fakat bu ay içinde ABD'de yayımlanan "Alcoholism: Clinical and experimental research" adlı dergide 2011 yılında yer alacak olan bir araştırmaya göre, çok sık enerji içeceklerini tüketen gençlerin alkolik olma riski ile karşı karşıya kaldığı açıklandı. Bin öğrenci arasında yapılan araştırma, gençlerin, enerji içeceklerini, enerji takviyesinin yanı sıra uyanık kalma amaçlı içtiklerini gösteriyormuş.

Araştırma, yılda 52 adet veya daha fazla enerji içeceği tüketen öğrencilerin sarhoş olma eğilimi geliştirdiklerini, daha fazla alkol tükettiklerini ve yetişkin yaşta alkol bağımlısı olabildiklerini ortaya koymuş. Kısacası bizlere yapay enerji sağlayan enerji içeceklerinden ve diğer yapay enerji sağlayan gıdalardan uzak durmakta her zaman fayda var.

Türk Müziği Seslendiren Yabancı Sanatçılar


Türkiye'de Türk müziğine gereken ilgi gösterilmezken, bazı yabancı müzisyenler bizim türkülerimizi, şarkılarımızı kendi ülkelerinde ve dünya genelindeki insanlara dinletiyorlar. Türk müziğini daha iyi seslendirebilmek ve anlayabilmek için Türkçe öğreniyorlar, bazıları da kendi ülkelerinde Türk Müziği üzerinde eğitim veriyor. Kısacası bu yabancı müzisyenler, bizim müzisyenlerimize, müzikle ilgilenen gençlere örnek olacak şeyler yapıyorlar.

İşte Türk müziğine aşık olan ve tüm dünyaya Türk müziklerini dinleten o yabancı sanatçılardan bazıları:

Bu müzisyenlerin başında bana kalırsa bu kanadalı Brenna MacCrimmon geliyor. Brenna MacCrimmon'un Türk müziğine olan tutkusu, 1982 yılında Belediye Kütüphanesi’nde Nezahat Bayram’ın bir plağını dinlemesiyle başlamış. Plağı dinleğinde süper bir ses, çok duygusal ve çok güçlü demiş. 1960 döneminin tarzı, sesleri, türküleri, Türkiye ve


Balkan müzikleri bambaşka bir şeyler hissettirmiş o'na. Bu müziklerin ezgi yapısı, makamı, ritmi ilginç gelmiş ve çok etkilenmiş.

Brenna MacCrimmon, Fatih Akın’ın belgeseli İstanbul Hatırası’nda yer aldı, Selim Sesler ve Baba Zula ile çalıştı, ABD’li ve Kanadalı müzisyenlerle kaydettiği albümü Kulak Misafiri’nde de seçtiği türküleri bir araya getirdi. Geçen hafta da Kulak Misafiri konserleri kapsamında, sanatçı Sumru Ağıryürüyen ile birlikte Türkiye’de konserler vermiş.

Kısacası, zamanımızda birçok şey kirlendiği için türkülerde saflığı, şirinliği ve naifliği buluyorum diyen Türk bacı lakaplı Brenna MacCrimmon dünyayı dolaşarak, türkülerimizi bir çok insana dinletmekte.

video

Türkü dostları tarafından "Derviş Paula" "İngiltere’nin Grup Yorum’u" lakapları takılan, Pauula DARWISH Yıllar önce bir gün Datça’da kahve de otururken radyoda Yeni Türkü’nün Olmasa Mektubun şarkısı çalmaya başlamış ve ezgisini çok sevmiş. Sonra Zülfü Livaneli’nin İstanbul Konseri ve Grup Yorum’un Cesaret albümlerini satın almış ve durmaksızın dinlemiş.


Yani İngiltereli Pauula DARWISH'ın türk müziğine aşkı bu şekil de başlamış.Dinlediği türküleri gitarda çalmaya başlamış, ama Türkçeyi bilmediğim için söyleyememiş. Bunun üzerine üniversiteye başvurmaya karar vermiş. Başvurduğu bölüm de Türkçe de öğrenmiş.

Paula Darwish, Çocukken klasik müziği sevdiği için piyano ve flüt öğrenmiş. Sonraki yıllarda Bob Dylan ve onun gibi folk şarkıları söyleyenleri keşfetmiş. Kendi bestelerimi yazmış ve siyasi protest müzik yapmış. Türk Halk Müziği’ne ilgisi başladıktan sonraİ ngiltere’de türkülerimizi anlamayan dinleyicilere hitap edebilecek bir tarzda çalmak amacıyla "Country and Eastern" adındaki grubu kurmuş.

Türküler'de büyük ozanların hem aşk hem de savaş hikâyeleri var, ama her hikâyede insan sevgisi var. Türküleri dünyaya söylerken bunu çok derinden hissediyorum, sanki maddi dünyadan manevi dünyaya bir geçiş gibi. En karanlık günlerimde bile bu müzik beni canlandırıyor ve bu yüzden türküleri dinlemeyi ve seslendirmeyi seviyorum diyen Paula Darwish, Ela Gözlüm, Dağlara Gel, Mavilim, Daye Daye gibi türküleri Türkçe, Kürtçe, Zazaca ve İngilizce olarak seslendirdiği, Do What You Love/Yüreğinin Götürdüğü Yere Git isminde bir albüm yapmış. Dünya’ya Türkü Söyleyen Kadınlar projesinde yer almış.

Şu sıralar Sivas türkülerinden oluşan bir albümde üzerinde çalışan Pauula DARWISH İstanbul, Ankara, İzmir’de konserler vermiş. Gelecek sene de grubuyla beraber Türkiye’de ve Almanya’da turne yapmayı planlıyorlarmış.


Yunanca ve Türkçe konuşan, 35 yıldır Girit Adası’nda yaşıyan ROSS DALY, Geleneksel Türk müziği ve türkülerle ilgileniyor. Viyolonsel, klasik gitar, sitar, rebap, Girit kemençesi, tambur, ud, ney, bağlama, kanun gibi enstrümanları çalıyor. 35’den fazla albüme yapmış olan Daly, ayrıca Girit Adası’nda 35 farklı ülkeden gelen gençlere müzik eğitimi veren Musical Workshop Labyrinth’te ders vermekte.


2001’den bu yana Londra dijital radyosu için Türk müziği programı Music Choice‘u hazırlayan HILDE DE CLERCQ, Belçika Gent’teki uluslararası kültür merkezi De Centrale’de darbuka öğretiyormuş. Müzisyen ve dansçı olan Hilde, Ienoewie, Woestijn’93 ve Inanna topluluklarıyla, birçok çağdaş müzik ve tiyatro etkinliğine katılmış. Kadınlardan oluşan Loba, Türk halk müziği grubunda yer almış ve yeni müzik grubu Kybele’yi kurmuş.

Halen Colorado Üniversitesi’nde müzik direktörü olarak çalışan JESSE J. MANNO ud, divan sazı, uzun ve kısa bağlama, davul, darbuka, bendir, kaval, kanun, zurna, buzuki, piyano, bateri ve gitar çalıyor ve şerefe adında bir albüm için çalışıyormuş.





1700’lü yılların Türk Sanat Müziğiyle çok yakından ilgilenen İspanyol JORDI SAVALL'ın İstanbul 1710 adlı albümü var. Avrupa Birliği’nin barış elçilerinden biri olan sanatçı, tarihsel müziğe yeniden hayat veren en önemli yaratıcılardan biri kabul ediliyormuş.


Türk şarkılarını Türkiye Türkçesi ve Gagavuz Türkçesi ile dönüşümlü olarak okuyan Moldovyalı OLGA STOIKOVA Sergey Kulanin ile Oğlan adlı albümü çıkarmış.


Türk halk müziğinin temel yapısını ele alıp, kendisinin de kattığı motiflerle denemeler yapan Fransansız ALAİN BLESİNG. Yves Rousseau ile çıkardığı Elif albümü dışında; Jest, Divan, Tell me Tırabzoni, Takalar, Yörük adlı albümleri yayınlamış.

Alman vatandaşı olan CLEIRE ZALAMANSKY Gül Pembe adlı bir albüm yapmış. Bu Albümün adı, bizim “Aman aman Gülpembe, ne işveler var sende” türkümüzden gelmekte. CLEIRE Zalamansky, bu albümünde ayrıca Üsküdar’a Gider İken şarkısını da seslendirmiş.

 
300’ü aşkın solo eseri ve 16 konçertosu olan İtalyan kompozitör CARLO DOMENICONI; Dostum Dostum, Gel Gör Beni Aşk Neyledi, Bilmem Şu Feleğin Bende Nesi Var? gibi Türk eserlerine albümlerinde yer vermiş.

350 yıldır unutulmuş olan çeng adlı Ortadoğu arpını yeniden ortaya çıkaran ABD'li ROBERT LABAREE Bu enstrümanla çaldığı erken Osmanlı dönemini müziğini Çengnağme adıyla bir albümde seslendirmiş. Ayrıca New England Konservatuarı’nda Müzikoloji-Müzik Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Labaree, çeng’i ‘Kanun’ mandallarını kullanarak modifiye edip geliştirmiş.

Berklee’deki caz gitarı eğitiminden sonra, Doğu Avrupa ve Yunan müziğinin yanı sıra, klasik Türk müziğiyle ilgilenen ABD'li ADAM GOOD Akustik bas, tambura, ud ve cümbüşte çok iyi. Makedon kavalcı Angele Dimovski ile ABD turu yapmış, 2002’de Dances of Macedonia and the Balkans albümünü çıkarmış. Klasik Türk Müziği Topluluğu, sufi Salsabil topluluğu ve Balkan dans topluluğu Ljuti Hora ile çalışmakta.

Dedesi ABD’YE göçen bir rum olan, BOB BEER Yunanistan’da Türk halk müziğini duymuş ve çok sevmiş. Son 10 yıldır İstanbul’da yaşıyorve Arguvan türküleri söylüyormuş.






Çocukluğu Balkan müziği ve dansının içinde geçen ABD'li JESSE KOTANSKY Üç yaşında keman çalmaya başlamış. Kotansky aynı zamanda başarılı bir udiymiş ve sinema, tiyatro müzikleri besteliyormuş. Brooklyn’de de‘Which Way East’ adında bir topluluğu varmış.

İnsan Düzelirse Dünya da Düzelir

İnsanı düzeltirseniz dünya da düzelir. Yada başka bir deyişle İnsan düzelirse dünya da düzelir. Şimdiler de insanları düzeltmek, dünyadaki maneviyatı düzeltmekten daha zor geliyor. Fakat bu maneviyatı bozan insan olduğuna göre, insan düzelmeden dünyanın da düzelmesi mümkün değil.

Aşağıda bu konuya dair ufak bir hikaye ve bu hikayenin okunduğu bir tv programından kesit yer almakta. Buyrun okuyun, izleyin.



Baba Pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkartmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşünüyordu. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu. Baba oğluna söz vermişti onu bu hafta sonu sinemaya götürecekti.

Canı dışarı çıkmak istemediği için bir bahane uydurması gerekiyordu sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı, sonra oğluna eğer bu haritayı bir araya getirebilirsen seni sinemaya götüreceğim dedi. İçinden de oh be kurtuldum! En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı eski hâline getiremez! diye geçirdi.

Aradan on dakika geçtikten sonra çocuk babasının yanına koşarak geldi ve baba haritayı düzelttim artık sinemaya gidebiliriz dedi. Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüklerine de inanamadı ve bunu nasıl yaptığını sordu. Çocuk , bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı, insanı düzelttiğim zaman dünya haritası da kendiliğinden düzeldi dedi.

Evet insanı düzeltirseniz dünya da düzelir.

video

Yuvarlakçay-Şalvar Rap Grubu



Muğla'nın Yuvarlakcay köyünde Yuvarlakçay Irmağı üzerine kurulmak istenen hidrolektrik santraline karşı, yaşları 10 ile 85 arasında olan 40 kadın Şalvar Rap adında bir grup kurmuşlar. Protesto dediğin böyle olur dedirten ve bir çok çevre örgütüne taş çıkartan azimli bu kadınlar Hes Kes ve Hestir adında 2 şarkı yazmışlar ve bu çabalarının sonucunda, Yuvarlakçay üzerine kurulması planlanan hidroelektrik santrali projesinin iptalini  sağlamışlar. Ayrıca aşağıda Şalvar Rap grubunun Hes-Kes şarkılarını seslendirdiği eğlenceli bir video bulunmakta. Buyrun izleyin.

video

Nuri Demirağ

Nuri Demirağ Türkiye’nin 10 bin km'lik demiryolu ağının 1250 km’lik bölümünün inşasını gerçekleştirmiş ve bu nedenle kendisine Atatürk tarafından “Demirağ” soyadı verilmiş olan, Cumhuriyet döneminin sayılı zenginleri arasına girmiş ve hayırseverliği ile tanınmış bir işadamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk muhalafet partisi olan Milli Kalkınma Partisi’nin kurucusudur.

Nuri Demirağ'nın hayat hikayesini öğrendiğiniz de, kendiniz de büyük bir mücadele ve güven aşkı bulacaksınız. Mesleğinizle ilgili yapabilecekleriniz için korkma, yılma, susma, olmuyor gibi olumsuz ve ümitsiz bütün engellerin nasıl bir, bir aşıldığını, herkese anlatmak isteyeceğiniz müthiş bir yaşam gerçeğini öğrenmiş olacaksınız.

Nuri Demirağ'ı daha yakından tanımak için onun adına hazırlanmış web sitesini ziyaret etmek için buraya tıklayınız ve aşağıda yer alan Nuri Demirağ'nın hayatını anlatan belgeseli izleyin.

Bu yazıyı Nuri Demirağ'nın 1938 yılında söylemiş olduğu, hele ki bu günler de özellikle hatırlanması gereken bir vecizesiyle sonlandırıyorum.

"Türk; insan kudretinin yaratabileceği her faydalı şeyi memleket için düşünmeye, düşündüğünü yapmağa ve başarmağa kadirdir. Yapamamak "yapamadım, yapamam demek; benliğinden, varlığından geçtim... aczi, zaafı kabul ettim" demektir."

video

Bursaspor Tv'nin Fanatik Spikeri Seda Çapçı'nın Yorumları ve Sonrası

Bursaspor Tv'nin fanatik spikeri Seda Çapçı Gazete Turu adlı program da, Trabzonsorluları kışkırtan ve fanatiksel boyutlara varan yorumlar yaparak kendisinin ve Bursaspor Tv'nin bir çok olumsuz tepki almasına yol açtı. Spiker öylesine kışkıtıcı bir tavır sergiliyor ki, Trabzonsorlu taraftarla hak vermemek elde değil.


Gerçi Trabzonsporlular da geçen haftaki maçta durduk yerde sınırı aşan tezahuratlarda bulundu. Ama ne olursa olsun bir tv spikerinin bu tarz da yorum yapmaması lazım. Bu olayların sonrasında Seda Çapçı'ın işine son verildi ve Bursaspor Tv bir özür mesajı yayınladı. Aşağıda da bu tepkilere yol açan yorumların tamamı ve sonrasında Dün yayınlanan Bursaspor Tv'nin özür açıklaması yer almakta. Buyrun izleyin.



video

Heyecanlı, Aceleci Damat

Aşağıdaki video'da yer alan heyecanlı, aceleci damadı ve tam tersi, sakin olan gelini tanımıyorum.

Fakat siz beni güldürdünüz Allahta bir ömür boyu sizi güldürür inşaallah...

Buyrun siz de izleyin, siz de gülün.

video

Ödüllü Karikatürler

Bu sefer ki paylaşımım her birinde ayrı, ayrı anlamlar olan, ödüllü karikatürler'den derlenen ve çav bella'nın enstrumantal müziği eklenerek oluşturulmuş bir video.

Yan tarafta da medyanın, sözün gücünü gösteren, ödül almış bir karikatür bulunmakta.

Cinayet, tecavüz haberlerinin arka sayfa sayfa güzellerinin aldatma hikayelerinin olmadığı bir günü düşünemiyorsak. Bu tür karikatüler de hep var olacaktır...

video

Hayatımızın En Büyük Riski Hiç Risk Almamaktır

Aşağıda hayatımızın en büyük riskinin hiç risk almamak olduğunu anlatan diziler ve o dizelere ait bir de video yer almakta. Buyrun okuyun, izleyin ve bir de buraya tıklayarak Tunç Kılınç'ın "En Büyük Risk Hiç Risk Almamaktır" başlıklı yazısına göz atın derim.

Gülmek "Saftır" denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise "Duygusal" görünme riskini...
Birine yakınlaşmak "Kendini kaptırma" riskini göze almaktır.
Sevdiğini söylemek "Sevileni yitirme" riskini...
Duygularını açmak "Kendini ortaya koyma" riskini göze almaktır.
Düşüncelerini söylemek ise "Dokuz köyden kovulma" riskini...
Umutlanmak "Hayal kırıklığına uğrama" riskini göze almaktır.
Sevmek ise "Karşılık görememe" riskini...
Ama riskler alınmalıdır, çünkü hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır.
Çünkü Yaşamak "Ölme" riskini göze almaktır.

video

Subliminal Mesajlar (Bilinçaltı Mesajları)

Subliminal mesaj (Bilinçaltı Mesajı) konusunu 29 ekim günü google'nin sublimininal mesaj içerdiği iddia edilen logo olayından sonra öğrendim. O güne kadar, sublimininal mesajlar (bilinçaltı mesajları) hakkında pek de bilgim yoktu. Eminim ki bu yazıyı okuyan, bir çok kişinin de google'nin özel günler de kullandığı logolar da bir başka deyişle, Doodle'lerinde subliminal mesaj kullandıklarınından ve farketmeden, sürekli maruz kaldığımız subliminal mesajlardan haberleri yoktur.

Google'nin 29 ekim logosunu iyice yakınlaştırarak incelerseniz,  Atatürk'ün yüzünde S harfi, S harfinin altında, yahudilerin herşeyi gören tek göz anlamındaki işaretini, omuz kısmında E harfini, dirseğinde de X harfini, kısacası bu logonun içerisine ustalıkla sex kelimesinin ve Yahudilerin malum işaretinin yerleştirildiğini göreceksiniz.


Sakın bunlar bir tesadüftür demeyin. Çünki ustalıkla yapıldığı ve art niyet olduğunu anlamanız hiç de zor olamayacaktır. Bu konu hakkında aşağıda Zeist belgeselinden alınmış bölüm bulunmakta. Son olarak, verilmek istenilen mesajın, eleştirel “bilinçli” zihnin filtresine takılmadan doğrudan bilinçaltı tarafından algılanmasıyla etki eden, subliminal mesajlar hakkında bilgi edinmek ve Türkiye'deki subliminal tehditlerini öğrenmek için buraya ve ardından buraya tıklayınız.


video

Halkın Sesi Partisi (HAS Parti)


Numan Kurtulmuş, Rixos hotel'de düzenlediği basın toplantısıyla yeni partisini "Halkın Sesi Partisi" kısa adıyla da "Has Parti" olarak açıkladı. Numan Kurtulmuş (HAS Parti) Halkin Sesi Partisi'nin amblemi yani logosu hakkında şunları söyledi:

''Partimizin amblemi Osmanlı güneşi, 'medeniyet güneşi' adını vereceğimiz ''güneştir''. Amblemde uygulanan güneş, tarih boyunca 'medeniyet güneşi' olarak isimlendirilen bir motifi ortaya koyuyor. Buradan inancımız, hem yeni bir günün doğduğunu ortaya koymak, hem de Türkiye'de yeni bir dönemin, yeni bir günün doğduğunu ifade etmektir. Hem yeni dünyanın kurulması olduğunu ifade etmek, hem de bizim medeniyet değerlerimize olan bağlılığımızı ifade etmek açısından Osmanlı'nın medeniyet güneşi motifini kullandık.''

Ayrıca yeni kurulan bu parti'de, Emine Uçak Erdoğan, Erol Erdoğan, Ersan Erdoğan ve Abdülhamit Gül gibi dikkat çeken isimler yer aldı.

Numan bey mütavazi ve ılımlı kişiliğiyle tanınan, uslubunu en çok sevdiğim siyasetçilerden biridir. Yeni partisi de Türkiye adına hayırlı olur inşallah. Daha fazla bilgi edinmek için buraya tıklayabilirsiniz. Son olarak, buyrun bahsettiğim konuşmayı izleyin.

video