Başörtüsü Sorunu Hakkında


Ülke Tv muhabirlerin biri, son günlerin önemli gündem madderinden olan başörtüsü sorunu hakkında bir üniversite öğrencisiyle röportaj yapmış. Marmara Üniversitesi'nde Müzik Öğretmenliği bölümünde okuyan bu öğrenci, başörtüsü hakkında çok şey bildiğini anlatmaya çalışırken konu ile ilgili toplumda bazı kesimlerde küçümsenmeyecek cahilliği gözler önüne sereyim derken kendi cahilliğini ve çelişkili durumunu gözler önüne sermiş.

Sarfettiği bazı cümleleri arka arkaya dizdiğim de, "Kapanmaya karşı değilim" "Başını kapatanlar bu ülkede barınamaz" "Ben de türbanlıyım" "Kapanmanın 75 milyon çeşidi var" "Türban askeri üniformadır" kısaca bu öğrencinin bilinçatındaki kargaşası ortaya çıkıyor. 

Son olarak, bu öğrenciğinin anlatmaya çalıştığı fakat, anlatırken saçmaladığı sorun hakkında, benim görüşüm ise; Aynı evden başı açığın da başı kapalının da çıktığı, başı açıklarla örtülü olanların kol kola yaşadığı, başörtüsüne bakmaksızın komşuluk,arkadaşlık ve akrabalığın devam ettiği bu toplumda, böyle bir sorunun olmasına hiç bir anlam veremiyorum.

Buyrun bir de bu çelişkili öğrenci ile yapılan röportajı izleyin. Kim bilir belki o'na da hak verenler olur. Zaten o'na hak verenler olmasaysı, böylesine anlamsız ve çelişkili bir sorunumuz da olmazdı...

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı


Yarın 29 Ekim yani Atamızın bizlere armağan ettiği Cumhuriyet bayramı'nın 87. kez kutlanacağı gün. Hele ki şu günlerde daha da çoşkulu kutlamamız lazım bu bayramı, özgürlüğümüz ve bağımsızlığımız için. Ülkemizin gidişatı hakkında karamsar olmayı bir yana bırakıp 87 yıl önce Cumhuriyeti kuranların izinden gitmemiz ve gereken önlemleri almamız lazım. Çünkü bizler özgürlüğe düşkün bir milletiz ve bizler için en uygun yönetim şekli de Cumhuriyet'dir.

Bu cümlelerin nihayetinde Cumhuriyetimizin sürekliliğini diler ve Cumhuriyet bayramımızı kutlar. Sizleri aşağıda yer alan, 1.si Trt arşivindeki Atatürk'ün 1930 yılındaki Cumhuriyet bayramındaki görüntüleriyle, 2. si Osman Öztunç'a ait Beyler gördük, efendiler tanıdık dizilerinden oluşturulmuş video ile başbaşa bırakıyorum.



Merkezi Hastane Randevu Sistemi (MHRS)

(MHRS) Merkezi Hastane Randevu Sistemi Yani 182 Hastane Randevu Merkezi Sağlık Bakanlığı'nın Sağlıkta Dönüşüm Projesi kapsamında yaptığı çalışmalardan birisidir. Bu sistemde Sağlık Bakanlığına bağlı 2 ve 3. basamak Hastaneler ile Ağız ve Diş Sağlığı

Merkezleri için 182 MHRS Çağrı Merkezini aranıp canlı operatörler aracılığıyla istenilen hastane ve hekimden randevu alınabiliyor. Bu sistemi denemek ve gözlemlemek amacıyla, Yalova, Eskişehir, Bilecik, Çanakkale, Edirne, Kırklareli, Sakarya ve Tekirdağ illerinde pilot uygulama yapılmakta. Şubat ayından itibaren ise Türkiyedeki bütün devlet hastanelerinde (MHRS) Merkezi Hastane Randevu Sistemi'ne geçilecek.

Bu şekilde hastaneye gitmeden muayene için telefonla randevu alınacak. Evet bu yeni sistem bazı hastenelerdeki yığılmayı önleyecek, ama telefonlardaki yığılmayı şu ana kadar önlemedi, pek de önleyecek gibi gözükmüyor. Yani insanlar hastelerde çecekleri çileyi telefonda çekiyorlar bir anlamda. Tabiki bu durum hastanelere göre değişmekte.

Bir de şu anda kendi sitesinde yada bir randevu sitesine bağlı olarak randevu veren hastenlerin durumu merak edilmekte. Bu sistemle beraber inşallah hastanelerin internet üzerinden yaptıkları bu randevu sistemini kaldırmazlar. Eğer kaldıracaklarsa da bahsettiğim bu telefonla randevu sistemi gibi internet üzerinden de böyle bir sistem geliştirilmeli. Yoksa bu yeni sistem vatandaşı daha da mağdu edecektir. Gerçi ben (MHRS) Merkezi Hastane Randevu Sistemi'nin yakın bir zamanda internet üzerinden de uygulanacağını sanıyorum. Ama Sağlık Bakanlığı'dan henüz bu konu da bir açıklama yapılmamış.

İnşallah yanılmıyorumdur ve yakında bu tür bir uygulama da gerçekleşir. Son olarak şubat ayında tüm ülkede hizmete girecek (MHRS) Merkezi Hastane Randevu Sistemi'nin nasıl işleyeceğini öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Atatürk'ün Gerçek Sesi

Kültür ve Turizm bakanlığı'nın arşivindeki Atatürk'ün orjinal ses kayıtlarını Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi üzerinde restorasyon çalışmasını yaparak Atatürk'ün gerçek sesini ortaya çıkardı. Kısacası bugüne kadar dinlediğimiz ses Atatürk'ün gerçek sesi değilmiş. Önümüzdeki günlerde devamı gelmesi beklenen çalışmanın ilk semeresinin video'su aşağıda yer almakta, buyrun izleyin.

Çoğunluk Filmi

Venedik'ten ve Antalya'dan aldığı Ödüllerle, senaryosuyla dikatimi çeken Çoğunluk filmi'ni merak etmiştim. İzledim ve merakım geçti. Gerçi ne olursa olsun bu filmi izleyecektim. Çünki bu güne kadar Erkan Can'ın tv ve sinemaki bütün filmlerini izlemiş biri olarak, bu filmi de izlememem mümkün değildi. Sırf onun hatırına da olsa izlerdim. 15 ekim'de gösterime giren filmi biraz tanıtıcak olursam:


Filmin başlıca oyuncuları, Bartu Küçükçağlayan, Settar Tanriöğen, Esme Madra, Nihal Koldaş, Erkan Can, Cem Zeynel Kılıç, Mehmet Ünal, İlhan Hacıfazlıoğlu. Filmin Yönetmenliğini ve Senaryosu ise Seren Yüce'ye ait. Konusu ise:

Mertkan’ın hayatı basittir: babasının inşaatlarının getir götür işlerine bakar, arkadaşlarla alışveriş merkezlerinde sağı solu keser, arabayla turlar. Bu basitliğe bir anlam bulmak için pek de hevesli değildir. Ne zaman ki Gül ile tanışır, boşluğu ve basitliği değerlendirmek için bir fırsat çıkar karşısına. Ancak babası Gül’ün kökenleri konusunda şüphecidir. Hayatta ayrımcılıkla karşılaştığı ilk anda ona teslim olan Mertkan, çoğunluğa uyar, babasının kendisi için çizdiği yolda hayatına bir anlam bulur. Filmin fragmanı ise aşağıda buyrun izleyin.

Ayrıca Doğan Cüceoğlu Çoğunluk filminin konusu hakkında bir yazı yazmış, buraya tıklayarak mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Cem Yılmaz'ın Yeni Karikatürleri

Cem Yılmaz'ın cep telefonundaki fotoğraf programıyla oluşturduğu yeni karikatürleri yazının sonuna slayt olarak ekledim. Gerçi karikatürleri pek beğendim diyemem gerçi, pek de karikatür sayılmazlar. Çünki fotoğraflarla biraz oynanmış, karikatür havası verilmiş, balonlar ve o balonların içine pek beğenmediğim, daha doğrusu Cem Yılmaz'dan beklemediğim derecede kötü espriler eklenmiş.

Yine de gündem de bu karikatürler var. Cem Yılmaz'ın bu güne kadar gördüğüm en kötü esprileriyle dolu karikatürleri bunlar belkide. Umarım Cem Yılmaz Av Mevsimi filminde iyi oynar da bu kötü karikatürleri unutturur. Belki de ben yanılıyorumdur, belki de bu karikatürleri beğenenler vardır, kimbilir... Onlara saygısızlık etmemek adına daha fazla uzatmıyorum meseleyi.

Yerden Yüksek Dizisi

Yerden Yüksek dizisi başarısızlıklar karşısında yılmayan istediği hedefine ulaşmak için mücadele veren bir teknik direktörün ve mahallenin öyküsünün anlatıldığı birlik, beraberlik, dostluk, disiplin, azim, çalışma, güven gibi değerlerin el üstünde tutulduğu bir TRT dizisi olarak göze çarpıyor.

Bu akşam 20.00 civarı 6.bölümü yayına girecek olan dizinin seneryosunu Kamuran Süner ve Cüneyt İnay yazmakta. Dizinin başlıca oyuncuları Altan Erkekli, Hasibe Eren Tarık Papuççuoğlu, Alper Saldıran, yönetmeni ise Tarık Vardar.

Ben bu dizinin ilk bölümünün tekrarını ve geçen hafta Çakıl Taşları dizisi'nin yeni bölümü yayına girmediği için, bir de geçen haftaki bölümünü izlemiştim. Sizde benim gibi o saat te diziyi izleyemenlerdenseniz. Buraya tıklayarak TRT'nin kendi sitesinden dizinin yayınlanmış tüm bölümlerini izleyebilirsiniz.

İstanbul'da Kapatılan Yollar Üzerine

Bugün Posta gazetesinde Candaş Tolga Işık'ın İstanbul'da trafiğe kapatılan yollar üzerine bir yazısını okudum.

Yazı aynen şöyleydi:

Vatan yazarı Mustafa Mutlu bir vatandaşın İstanbul'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yüzünden kapatılan yol nedeniyle sıkışan trafikte annesini hastaneye yetiştiremediğini ve yolda öldüğünü yazdı.

Cumhurbaşkanı Gül bunun üzerine twitter'dan cevap verdi. "Ben o saate yolda değildim. Ayrıca bu konuda çok açık talimatım var: Trafik akışını mümkün olduğunca yolları kapatmadan ama asgari güvenlik tedbirleri alarak devam ettirin"


Sayın Cumhurbaşkanı,


Bir: "Mümkün olduğunca yoları kapatmayın..." demekle "gerekli yolları kapatın" demek hemen hemen aynı anlama gelir. Ve o gereklilik herkese göre değişir.


İki: Neden "Her ne şartta olursa olsun benim için trafik kapatılmayacak" diye daha açık bir talimat vermiyorsunuz? Bir devlet adamı pekela trafikte de güvenle seyahat edebilir.


Sizde bilirsiniz ki İngiltere'de yollar Kraliçe için bile kapatılmaz! İsviçre'de ve Kanada'da da öyle! Sizlerin canı can da onların ki patlıcan mı?


Üç: Bugüne kadar kapatılmayan bir yol nedeniyle hayatını kaybetmiş tek bir devlet büyüğü yoktur. Aksine John F.Kenedy de, Papa II. Jean Paul de trafiğe kapatılmış yollarsa suikasta uğramışlardır.


Dört: İstanbul'da yolların siz ve Sayın Başbakan rahat rahat geçsin diye kapatılması için sizin yollarda olmanıza gerek yoktur. Siz ofisinizde çalışırken, evinizde kahvenizi içerken de birileri bunu "gerekli" görüp yol kapatılabilmektedir.

Yazıyı internet'te bulamadığım için link veremedim. Olduğu gibi alıntılamayı tercih ettim.

Ahmet Ertaç adındaki bir vatandaşa ait olan o mektup da ise şunlar yazıyordu:

"Sayın Cumhurbaşkanım, Babamı kaybedeli on yılı aşkın bir süre oluyor. Anneciğimle birlikte göğüs geriyorduk hayatın zorluklarına...

Annem, 08.10.2010 Cuma günü saat 18:00;de fenalaştı. Cuma günü olduğu için haftalığımı yeni almıştım, param vardı yani; taksiye atladığımız gibi hastanenin yolunu tuttuk.

Levent;ten Zincirlikuyu Mezarlığı istikametinde trafik adeta kilitlenmişti. Ne gidecek bir yol, ne de yardım isteyecek bir polis vardı...

Sizin aracınızın geçeceği güzergaha çıkan bütün yollar, bütün şeritler trafiğe kapatılmıştı. On binlerce, belki yüz binlerce insan, sizin geçmenizi bekliyorduk...

Anneciğim kollarımda yarım saat Kelime-i Şahadet getirdikten sonra can verdi.

Benim için, saat 19.00’da hayat durdu...

Son nefesimi verene kadar sizi hiç unutmayacağım."

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu mektup ile ilgili cevabı üstteki yazıda okuduğunuz üzere vermişti. Ama pek tatminkar ve yeterli bir cevap değildi bu. Candaş Toygar Işıklı konuyu gayet iyi bir yere getirmiş. Diyor ki "Bugüne kadar kapatılmayan bir yol nedeniyle hayatını kaybetmiş tek bir devlet büyüğü yoktur."

Ama o trafiğe kapatılan yollar yüzünden yitirilen canlar, kargaşa ve daha bir çok olumsuzluklar vardır ve bu mantıkla olmaya da devam edecektir. Sorun sadece Cumhurbaşkanı ve Başkan ile ilgili olsa yine iyi. Bu memleket'te o kadar basit nedenler yollar kapatılıyorki... Yukarıdaki mektup da yolların keyfi ve basit nedenlerle kapatılmamasına işarettir. Anlayana...

Kanal İstanbul

Bir Sandığım Vardır Sırmadan Telden

Bu seferki paylaşımım "Bir sandığım vardır sırmadan telden" türküsünün kurtuluş savaşı görüntüleriyle birleştirelerek yapılan bir video klibi.

Buyrun ilk önce şarkının sözlerini okuyun, sonra da izleyin.



Bir Sandığım Vardır Sırmadan Telden

Bir Çift Yavrum Vardır Tomurcuk Gülden

Nasıl Ayrılayım Gül Yüzlü Yarden

İşte Şöyle Böyle Hal Deli Gönül

İster Ağla İster Gül Deli Gönül


Bir Yanım Erzincan Vermem Bayburdu

Yıkılsın Düşmanın Taht İle Yurdu

Sağ Olasın Anam Beni Doğurdu

Seneler Seneler Kötü Seneler

Gide De Gelmiye Kötü Seneler


Faytonlar Geliyor Üstü Pareli

Askerler Geliyor Bağrı Yaralı

Kimimiz Nişanlı Kimimiz Evli

Sene Gardaş Sene İlle Bu Sene

Gide De Gelmiye Bu Hayin Seni


Akşamdan Yükleri Tay Eylediler

Sabahtan Öküze Ho Eylediler

Erzurum Satıldı Pay Eylediler

Sene Gardaş Sene İlle Bu Sene

Gide De Gelmiye Bu Hayin Seni

Uyku Sorunu Nasıl Çözülür?

Hayatımızın hemen hemen  üçte biri uykuda geçmekte, bu süredeki yetersiz ve kalitesiz bir uyku, uyanık olduğumuz dönemi etkilemekte. Aile iş ve sosyal yaşantımızı düzenli halde tutabilmemiz için yeterli ve kaliteli bir uyku düzenimizin olması lazım. Uyku kalitesini ve süresini etkileyen nedenler kısaca "kişiye bağlı olan" ile "çevreye bağlı olan" şeklinde 2 gruba ayrılmakta. Aşağıda yer alan önerileri mümkün olduğunca uyguladığınız takdirde uyku sorununuzu çözebilirsiniz.

Haftanın belirli günlerinde yürüyüş, koşma, tenis, yüzme gibi aktivitelerden yararlanın. Ancak özellikle ağır jimnastik gibi sinir sistemini uyaran etkinlikleri uykunun hemen öncesinde veya akşam geç saatlerde yapmaktan kaçının. Egzersiz sırasında vücut ısısı yükselir ve ısının tekrar düşmeye başlaması yaklaşık sekiz saat alır. Bu da uykuya dalmayı güçleştirir.

Uyku saatlerine ve sürelerine dikkat edin: Uykunuzun geldiği saatleri belirleyin. Buna uygun saatlerde yatın ve kalkın. Öğleden sonra uykularından kaçının. Hafta sonları geç yatmayın.

Uykunuzu gündüzden hazırlayın: Doğada geçirilen bir günün ardından, uyku laboratuvarlarında incelenen hastalarda önceki gecelere göre 'derin yavaş uyku'nun arttığı gözlenmiş. 'Derin yavaş uyku' oranı artan bir uyku, daha dinlendirici nitelikte.

Aşırı miktarda sıvı alımından kaçının: Aşırı sıvı hem mideyi rahatsız eder, hem de gece sık sık idrara çıkma ihtiyacından uyanmaya neden olur.

Ağır yiyeceklerden kaçının: Akşam saatlerinde yenilen aşırı miktarda yemek mideyi rahatsız ederek iyi bir uykuyu engeller. Eğer horlama ve uykuda solunum bozukluğu da varsa aşırı yemek bu problemleri artırır. Hafif yemekler yemeyi tercih edin.

Alkol ve sigaraya dikkat: Çay, kahve ve kolalı içecekleri akşam saatlerinde aşırı miktarda almayın. Yatmadan önce bir bardak ılık süt veya ıhlamurla birkaç bisküvi yenilebilir. Bunlar uykuya dalmayı kolaylaştırır.

Fiziksel şartlar çok önemli: Ortası çukurlaşan, telleri çıkan eskimiş yataklar uyumayı güçleştirir. Yatak odanızda parlak ışıklar yerine loş ışık kullanın. Çiftlerin birbirinin uykusunu kötü yönde etkilediğine ilişkin birçok çalışma var. Sık sık uykusuzluk çekiyorsanız ayrı yataklarda bulunmanız uykuya dalmanızı kolaylaştırabilir.

Rahatlamak için yollar bulun: Uyku öncesinde ılık bir duş almak, içi sıcak suyla doldurulmuş küvete girmek, bir kitap okumak ya da dinlendirici bir müzik dinlemek sizi günün gerginliğinden arındırabilir. Uyku öncesinde çalışmayın, bilgisayar oyunlarından uzak durun. Sizi gerginleştirecek aile ve iş problemlerini kafanızdan atmaya çalışın. Eğer bunlar yardımcı olamıyorsa profesyonel rahatlama tekniklerini öğrenin.

Yatak odasını oturma odası gibi kullanmayın: Yatak odası uyumak için. Bu odada salondaki gibi kitap okumayı, ders çalışmayı alışkanlık haline getirmeyin. Yatak odasında televizyon izlemeyin, yemek yemeyin.

Hala bu önlemlere rağmen hala uykusuzluk sorununuz sürmekteyse, bir doktor kontrolünde uyku veren bitki çayları ve ya sedatif etkili ilaçlar ve hipnotikler kullanılabilirsiniz. Bu tip ilaçların uzman bir doktor kontrolünde alınması lazımdır, çünkü alışkanlık ve bağımlılık yapabilirler.

İnsan nimet degil mi?

Prof. Üstün Dökmen bir röportajında: "Yere düşen ekmeğin üstüne basan insan görmedim ama yere düsen insanı tekmeleyen çok kişi gördüm" diyor... Saygılı olmaktaki kusurlarımızı şöyle anlatıyor:

Birbirimize saygılı olma konusunda 3 tip temel hatamız var...


Avrupa'da yaşayan vatandaşımız, orada yerlere çöp atmıyor ama Kapıkule'den girer girmez yerlere tükürmeye, çöp atmaya başlıyor. Niye burada böyle yapıyorsun diye sorulduğunda, herkes böyle yapıyor diyor. Kendi fikri olmayan insanın duruma göre hareket etmesidir bu.

İkinci hatamız, adama göre davranmamız. Karşımızdaki adam iri yarıysa, 'Buyur Abi', diyoruz, ufak tefekse, 'Ne var lan!' diyoruz. Oysa ki, insanların onuru birbirine eşittir.

Üçüncü hata, keyfimize göre davranmak. Keyfimiz yerindeyse eve girerken 'Merhaba millet' diyoruz, degilse surat asıyoruz. Oysa keyfimiz yerinde olsun olmasın insanlara saygılı davranmak zorundayız.

Diyorum ki, yerdeki ekmeğe saygılı olma konusunda ülkemde mutabakat var, kimse basamaz, ayağıyla dürtüklemez ya da öper, koyar bir kenara.

Ekmek nimettir kabul, peki insan nimet değil mi?

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.leri'de zamanında:

"Meyhane ehli de olsa, dilenci de olsa, sokakta kimsesiz birisi de olsa, ten mezbelesinden geçmiş bir sofi de olsa, ütün âlemin kralı da olsa, ağa da olsa, köle de olsa insan nimettir." demiş.

Kısacası en büyük nimet olan insan olabilmek. İnsanlığının farkına varmak. Hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var...

Özgün-Milli Takım Marşı

Şarkıcı Özgün milli takımımız için İstiklal adındaki şarkısını Milli Marş olarak seslendirmiş ve 50 kişilik gerçek taraftar grubu stüdyodaki kayıtlar esnasında vokallerde sanatçıya eşlik etmiş.

Benimde oldukça beğendiğim Özgün'ün bestelediği Milli Marş'ın sözleri ve Klibi alt satırlarda. Buyrun okuyun, izleyin.



Özgün-Milli Takım Marşı

AY YILDIZLI BAYRAĞIMLA, AVRUPA YOLLARINDA
KOŞARKEN COŞARKEN
TÜM TÜRKİYE ARKANIZDA, SEN SALDIR SAKIN DURMA
BİR ZAFER GÖNDER BANA
ARTIK DUYSUN AVRUPA
BU KUPANIN YOLUNDA
CANLARIN HEPSİ FEDA OLUR AY YILDIZIN UĞRUNA
BİR OF ÇEKİP ALLAH DERİZ, DÜNYA SUSAR BİZ SÖYLERİZ
DİĞERLERİ SADECE SEVEBİLİR AMA, BİZSE UĞRUNA ÖLEBİLİRİZ
BİTMEZ BU AŞK BİZ BEKLERİZ, ÖLÜMÜNE KADARDIR SEVGİMİZ
KUPAYI ALSAN DA ALMASAN DA, İSTE SENİN İÇİN ÖLEBİLİRİZ