Ortaöğretimde Yapılacak Değişiklikler

Milli Eğitim Bakanlığı'nın ortaöğretimde bir çok değişikliğe yol açacak çalışması bitmek üzere. Bu çalışma bittiğinde, okulu erken bitirme, sınıf tekrarı, sorumluluk ve ortalama yükseltme sınavları ile ders saati sürelerinin kısaltılması gibi bir çok konuda değişiklik yapılmış olunucak. Yapılacak olan değişiklerin içeresinde en çok beklenen ve merak edilenlerin başlarında ise, ders

sürelerinin kısaltılması ve başarılı öğrencilerin, öğrenim süreleri 4 yıl olan liseyi bir veya iki dönem erken bitirebilmesi yer almakta.

Eğer sizde çocuğunuz 4 yıllık lise hayatını 3 yılda bitirsin. Yani zeki başarılı olsun istiyor ve bunların sadece genetik faktörlerden kaynaklandığını sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Çocukların zeki olmasında genetik etkenlerin yanı sıra çevresel faktörlerin de çok etkili olmakta. Zeki bir çocuğa sahip olmak için, çocuğun 3 yaşından itibaren topluma uyum sağlamayı öğrenmesi, ilkokula daha donanımlı başlayabilmesi için 3 yaşından itibaren çocukların anasınıfına, yuvaya gönderilesi gerekiyor.

Çocuğunuza çay içma alışkanlığı kazdırmanız, demir eksikliğine ve dolayısıyla dikkat sorununa yol açmakta. Demir özellikle kırmızı ette vardır. Et alamayan aileler de yumurta, kuru baklagiller, pekmez, yeşil yapraklı sebzeler ile bu eksikliği giderebilirler.

Bir diğer önemli husus ise, çocuğun içinde bulunduğu ev ortamından etkilendiğini, kitap okumayan bir ailede büyüyen çocuğun da kitap okumayı sevmediğidir. Halbuki küçük yaştan itibaren çocuğa evde kitap sevgisi aşılanması gerekiyor. Çünki kitap okuyan çocuğun okul döneminde dikkatini toplamasının, algılamasının daha kolay olmakta.

Son olarak çocuğun zihinsel gelişiminde, bu söylediklerimin ve genetik yapının yanında beslenme ve evdeki huzurunda önemli olduğunu unutmamanız gerekiyor.

Yeniye Yer Açın

Hayatımızda bolluğun, bereketin yer alması ve her zaman daha iyi daha güzel yani yeni birşeyler için önceden biriktirdiğimiz ancak artık işimize yaramayan fazlalıklarımızdan kurtulmakta fayda var. Aşağıda yer alan video da hayatımızda yeniliklere yer açmamız gerektiğini anlatmakta. Buyrun izleyin.

video

Sevgi Dolabı

Sevgi dolabı adı verilen, aşağıda video halinde sizlerle paylaştığım makale, kısaca insanlara karşı önyargılı olmamayı, fakat kimseye de haddinden fazla güvenmemeyi öğütlüyor. Buyrun izleyin.

video

Boktan Bir Film

Bu sefer sizlerle boktan yola çıkıp sistemi eleştirmeye çalışan animatik, eğlenceli, bilgi kaynaklı, fakat kimine hakketen, mecazen de olsa boktan gelebilecek bir kısa filmi paylaşıyorum. Buyrun izleyin.


video

 Eğer filmi beğendiyseniz buraya tıklayıp facebook sayfasına da göz atabilirsiniz.

Çakıl Taşları Dizisi


Uzun zamandır tv'de dizi takip etmiyordum, ta ki Çakıl Taşları dizisi yayınlanmaya başlayana dek. Kavak Yellerinden sonra takip etttiğim ilk yerli dizi diyebilirim. Kavak Yelleri dizisi uzadıkça çıvkı çıkmaya başladı malum. Kavak Yelleri ile bu dizinin iki ortak özelliği var birincisi, ikiside gençlik dizisi, hikayeleri okul yılları ve ergenlik dönemlerinde başlıyor. İkincisi bence de en önemli olanı yani benim diziyi  izlemeye başlamam ve takip etmemdeki en büyük etkenlerden biri olan dizi müzikleri.

Her iki dizinin müzikleri bana göre çok iyi. Umut Kaya'nın bir kaç şarkısını daha öncelerden duymuştum. Fakat Çakıl taşları dizisini izledikçe, Umut Kaya'nın şarkılarınıda epey sevmeye başladım. Hatta bazen kesmiyor. Albümü ara sıra baştan sona dinliyorum. Bana göre harikulade bir albüm, nasıl oldu da daha önceden farketmemişim diyorum. Kısacası dizilerin müzikleri, seyircinin dizi izlemeye başması ve takibi açısından çok önemli bir faktör bana kalırsa. Dizinin ergenlik ve okul yıllarımı hatırlatması, o yıllara beni götürmesi de önemli bir etken tabiki.

Bir çok dizisinde olduğu gibi saçma ve gereksiz sahneler yok değil. Fakat dizinin genel işleyişi bence şu ana kadar iyi gidiyor. Fox tv'de cuma günleri 20:30 civarı yayında olan dizinin hikayesi, gelecekleri için bütün umutları tükenen LYS mağduru 5 genç'in bir şekilde mecburen bir araya gelmesiyle başladı. Dün yayınlanan 8. bölüm ise bu gençlerin, o bir şekil dediğim olay'ın ortaya çıkması ile sonlandı. Çakıl Taşları dizisinin oyuncuları ve rollerindeki isimleri ise şöyle;

Sevil – Türkü Turan Ayçin – Melike Emiroğlu, Ekrem – Ümit İbrahim Kantarcılar, Cenker – Özgün Kahraman, Cihan – Kaan Yılmaz, Hüsna – Ayşe Nil Şamlıoğlu, Neşet – Hakan Gerçek, Nisanur – Eylem Yıldız, Süleyman – Yılmaz Gruda, Nergis – Asuman Dabak, Semra – Ayşe Tunaboylu, Hüseyin – Bülent Bilgiç, Melih – Serhat Özcan, Muzaffer – Hakan Bilgin, Naile – Nazlı Tosunoğlu, Doğan – Çağrı Şensoy.

Dizinin fragmanları izlemek, resmi forumuna ulaşmak ve daha detaylı bilgi edinmek için buraya tıklayabilirisiniz. Buyrun dizi her başladığında dinlediğim ve dinlemekten bıkmadığım aynı zamanda Çakıl Taşları dizisinin ana müziği olan Umut Kaya'nın Mor Yazma şarkısını dinleyin.

Referandumda Neden Hayır

Bu post'u uzun süre taslak olarak beklettim ve bugün yayınlamaya karar verdim. Taraf olmayan bertaraf olur ya hani... Gelelim konumuza. 10 gün sonra yapılacak anayasa değişikliği ile ilgili referandumda ben neden hayır diyorum ve neden herkesin da hayır demesini temenni ediyorum.


Çünki, Hayır demek,

Küresel sermayenin sırtlanlarının TOPRAKLARIMIZA; MADENLERİMİZE, SUYUMUZA elkoymaya KANUNEN hak kazanmasına HAYIR demektir.…

Şu anda yasa dışı olarak ülkemizde faaliyet gösteren 350 yabancı maden şirketinin, tüm doğal kaynaklarımızı, suyumuzu, borumuzu, petrolümüzü ve neyimiz varsa hepsini YASAL OLARAK talan etmesine HAYIR demektir!

HAYIR demek,

Suriye sınırımızda Kıbrıs'ın 3 katı büyüklükteki mayınlı arazi ve altında yatan trilyonlarca dolarlık petrole İsrail’in el koymasına HAYIR demektir.

Büyük bir çoğunluğu elden çıkarılmış olmakla beraber, henüz hala bizim olan, ağır sanayi işletmelerinin, limanların, KİT arazilerinin, pul parasına yabancı sermaye ve yerli işbirlikçilerine YASAL OLARAK peşkeş çekilmesine HAYIR demektir.

Tekel işçilerinin can siperane direnişleri sonucu, Danıştay tarafından durdurulmuş olan 4C kölelik yasasının, tüm çalışanları kapsamasına HAYIR demektir.

HAYIR demek,

Tüm memurların, hükümet tarafından kurulan bir komisyonun oyuncağı haline gelmesine, dilencileştirilmesine, 9000 iş günü çalışıp, ölünce emekli olmaya HAYIR demektir.

Meralarımızın, hazine arazilerimizin yabancılara tahsis edilmesine HAYIR demektir.

‘Paran kadar sağlık’ politikasına, eczanelerin yok edilmesine HAYIR demektir.

Tarım ve hayvancılığın yok edilmesine HAYIR demektir.

Danıştay tarafından satışı durdurulan, şeker fabrikalarının, tarım çiftliklerinin YASAL OLARAK satışının önünün açılmasına HAYIR demektir...

Genetiği değiştirilmiş ürünleri sofranıza iteleyen küresel şirketlere HAYIR demektir.. Unakıtan’ın Gül’ün Erdoğan’ın çocuklarının milyon dolarla oynarken her dört gençten birinin işsiz kalmasına HAYIR demektir..

HAYIR demek,

Türk ordusunun Paralı askere dönüştürülme projesine HAYIR demektir..

Güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlayan AB uyum yasalarına HAYIR demektir.

ABD ile istihbarat paylaşımına HAYIR demektir.

100 yıldır Batının elinde oyuncak olan tarikatlara, etnik ırkçı bölücülük yapan odaklara HAYIR demektir.

HAYIR demek tüm bu saydıklarımıza HAYIR! YETER! DUR! demektir!.

Yukarıda yazılanlar benim de katıldığım, fakat benim yazmış olduğum düşünceler değildir. Yazının devamını okumak için buraya ve konu hakkında Banu Avar'ın başka bir yazısını okumak için de buraya tıklayabilirsiniz.


Yanlış anlaşılmasın sakın, herhangi bir partinin galeyanına gelmiş değilim. Değişecek olan bazı maddeler ve eklenecekler arasında tabiki göze hoş gelen hatta, kamu yararına olabilecek maddeler yok değil. Fakat akil olan bir insanın bu maddelerin zehrin üzerine serpilmiş çikolata parçacıkları olduğunu anlaması hiç de zor değil. Suistimal edilebilecek o kadar çok madde varki değiştirilmek ve eklenmek istenen...

İşte lehimize gözüken birkaç maddenin, lehimize olmayan yanları:


Emekliliğe hak kazanabilmek için yakın zamanda 5.000'den 7.000 güne çıkarılan prim ödeme zorunluluğu 9.000 gün prime çıkacak. (Madde 27)

Zaten kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşı hem kadınlar, hem de erkekler için 65'e çıkarılacak. (Madde 28)

Emekli maaşları %23 ilâ %33 arasında düşürülecek. (Madde 29)

Yıpranma hakkı gasp edilecek.

Aylık geliri 1.390,60 TL'den fazla olan bütün vatandaşlar her ay 73 ilâ 475 TL Genel Sağlık Sigortası primi ödemek zorunda kalacak. (Madde 88)

Sadece ayakta tedavi olununca değil; hastalık, kaza, ameliyat gibi nedenlerle hastaneye yatmak gerekince de 'Katılım payı' adı altında bıraktı ÖDENECEK. (Madde 68)

'Katılım payı' gerektiğinde 5 katına kadar arttırılacak. (Madde 68)

Bütün sağlık hizmetleri paralı olacak.

Sağlık hizmeti alabilmek için bu ülkenin vatandaşı olmak, üstelik vergi ödemek, dahası Genel Sağlık Sigortası primi yatırmak, hatta bir de 'katılım payı' ödemek yetmeyecek. Şimdi bir de 'ilave ücret' adı altında para ödemek gerekecek. (Geçici Madde 5)

Bütün dünyada anne sütünün önemi yeniden anlaşılır ve emzirme teşvik edilirken Türkiye'de "sigortalının çocuğuna 1 ay anne sütü yeter 'mantığı geçerli olacak. Daha önce doğum yapan sigortalılara 6 ay süreyle verilmesi öngörülen emzirme yardımı 1 aya düşürülecek.

Hastalanan sigortalılara verilen iş görememezlik ödeneği % 16 azalacak. (Madde 18, 19, 80)

Emekli Bağ-Kur'lularının maaşından 10 yıl süreyle %10 oranında Genel Sağlık Sigortası primi kesilecek. (Madde 88)

Primini ödeyemeyen vatandaşlar sağlık hizmeti alamayacak, Hastane kapılarından geri dönecek. (Madde 88, 89, 90)

Primini ödeyemeyen çiftçilerin pamuğuna buğdayına, üzümüne tütününe el konulacak.. (Madde 87)

Bunlar sağlık ve sosyal güvenlik yönünden bizi etkileyecek olan maddeler. Yargı, açılım süreci ile ilgili ve daha nice maddelere daha hiç değinmedim. Değişecek ve eklenecek olan maddeleri tarafsız bir biçimde ele aldığınızda zaten hepsini anlarsınız. Uzun lafın kısası, tabiki Anayasa değişikliği olmalı. Fakat böyle kapsamı dar ve iktidardaki partinin kendine çıkar sağlamaya çalıştığı bu Anaya Değişikliğine 12 eylül günü evet diyecek değilim.

Bu yazıyı okuyan herkesin de 12 eylül'de yapılacak olan Anayasa değişikliği ile ilgili Referandumda, Türkiye’nin Bekası için, bu milletin geleceği, varlığı, devamı için, emperyalist odakların son oyununa son vermek için hayır demesini ve aşağıda yer vermiş olduğum bir gencin referandumda neden hayır dediğini sebebleriyle birlikte anlattığı videoyu izlemenizi beklerim.