Bu post'u uzun süre taslak olarak beklettim ve bugün yayınlamaya karar verdim. Taraf olmayan bertaraf olur ya hani... Gelelim konumuza. 10 gün sonra yapılacak anayasa değişikliği ile ilgili referandumda ben neden hayır diyorum ve neden herkesin da hayır demesini temenni ediyorum.
Çünki, Hayır demek,
Küresel sermayenin sırtlanlarının TOPRAKLARIMIZA; MADENLERİMİZE, SUYUMUZA elkoymaya KANUNEN hak kazanmasına HAYIR demektir.…
Şu anda yasa dışı olarak ülkemizde faaliyet gösteren 350 yabancı maden şirketinin, tüm doğal kaynaklarımızı, suyumuzu, borumuzu, petrolümüzü ve neyimiz varsa hepsini YASAL OLARAK talan etmesine HAYIR demektir!
HAYIR demek,
Suriye sınırımızda Kıbrıs'ın 3 katı büyüklükteki mayınlı arazi ve altında yatan trilyonlarca dolarlık petrole İsrail’in el koymasına HAYIR demektir.
Büyük bir çoğunluğu elden çıkarılmış olmakla beraber, henüz hala bizim olan, ağır sanayi işletmelerinin, limanların, KİT arazilerinin, pul parasına yabancı sermaye ve yerli işbirlikçilerine YASAL OLARAK peşkeş çekilmesine HAYIR demektir.
Tekel işçilerinin can siperane direnişleri sonucu, Danıştay tarafından durdurulmuş olan 4C kölelik yasasının, tüm çalışanları kapsamasına HAYIR demektir.
HAYIR demek,
Tüm memurların, hükümet tarafından kurulan bir komisyonun oyuncağı haline gelmesine, dilencileştirilmesine, 9000 iş günü çalışıp, ölünce emekli olmaya HAYIR demektir.
Meralarımızın, hazine arazilerimizin yabancılara tahsis edilmesine HAYIR demektir.
‘Paran kadar sağlık’ politikasına, eczanelerin yok edilmesine HAYIR demektir.
Tarım ve hayvancılığın yok edilmesine HAYIR demektir.
Danıştay tarafından satışı durdurulan, şeker fabrikalarının, tarım çiftliklerinin YASAL OLARAK satışının önünün açılmasına HAYIR demektir...
Genetiği değiştirilmiş ürünleri sofranıza iteleyen küresel şirketlere HAYIR demektir.. Unakıtan’ın Gül’ün Erdoğan’ın çocuklarının milyon dolarla oynarken her dört gençten birinin işsiz kalmasına HAYIR demektir..
HAYIR demek,
Türk ordusunun Paralı askere dönüştürülme projesine HAYIR demektir..
Güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlayan AB uyum yasalarına HAYIR demektir.
ABD ile istihbarat paylaşımına HAYIR demektir.
100 yıldır Batının elinde oyuncak olan tarikatlara, etnik ırkçı bölücülük yapan odaklara HAYIR demektir.
HAYIR demek tüm bu saydıklarımıza HAYIR! YETER! DUR! demektir!.
Yukarıda yazılanlar benim de katıldığım, fakat benim yazmış olduğum düşünceler değildir. Yazının devamını okumak için
buraya ve konu hakkında Banu Avar'ın başka bir yazısını okumak için de
buraya tıklayabilirsiniz.

Yanlış anlaşılmasın sakın, herhangi bir partinin galeyanına gelmiş değilim. Değişecek olan bazı maddeler ve eklenecekler arasında tabiki göze hoş gelen hatta, kamu yararına olabilecek maddeler yok değil. Fakat akil olan bir insanın bu maddelerin zehrin üzerine serpilmiş çikolata parçacıkları olduğunu anlaması hiç de zor değil. Suistimal edilebilecek o kadar çok madde varki değiştirilmek ve eklenmek istenen...
İşte lehimize gözüken birkaç maddenin, lehimize olmayan yanları:
Emekliliğe hak kazanabilmek için yakın zamanda 5.000'den 7.000 güne çıkarılan prim ödeme zorunluluğu 9.000 gün prime çıkacak. (Madde 27)
Zaten kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşı hem kadınlar, hem de erkekler için 65'e çıkarılacak. (Madde 28)
Emekli maaşları %23 ilâ %33 arasında düşürülecek. (Madde 29)
Yıpranma hakkı gasp edilecek.
Aylık geliri 1.390,60 TL'den fazla olan bütün vatandaşlar her ay 73 ilâ 475 TL Genel Sağlık Sigortası primi ödemek zorunda kalacak. (Madde 88)
Sadece ayakta tedavi olununca değil; hastalık, kaza, ameliyat gibi nedenlerle hastaneye yatmak gerekince de 'Katılım payı' adı altında bıraktı ÖDENECEK. (Madde 68)
'Katılım payı' gerektiğinde 5 katına kadar arttırılacak. (Madde 68)
Bütün sağlık hizmetleri paralı olacak.
Sağlık hizmeti alabilmek için bu ülkenin vatandaşı olmak, üstelik vergi ödemek, dahası Genel Sağlık Sigortası primi yatırmak, hatta bir de 'katılım payı' ödemek yetmeyecek. Şimdi bir de 'ilave ücret' adı altında para ödemek gerekecek. (Geçici Madde 5)
Bütün dünyada anne sütünün önemi yeniden anlaşılır ve emzirme teşvik edilirken Türkiye'de "sigortalının çocuğuna 1 ay anne sütü yeter 'mantığı geçerli olacak. Daha önce doğum yapan sigortalılara 6 ay süreyle verilmesi öngörülen emzirme yardımı 1 aya düşürülecek.
Hastalanan sigortalılara verilen iş görememezlik ödeneği % 16 azalacak. (Madde 18, 19, 80)
Emekli Bağ-Kur'lularının maaşından 10 yıl süreyle %10 oranında Genel Sağlık Sigortası primi kesilecek. (Madde 88)
Primini ödeyemeyen vatandaşlar sağlık hizmeti alamayacak, Hastane kapılarından geri dönecek. (Madde 88, 89, 90)
Primini ödeyemeyen çiftçilerin pamuğuna buğdayına, üzümüne tütününe el konulacak.. (Madde 87)
Bunlar sağlık ve sosyal güvenlik yönünden bizi etkileyecek olan maddeler. Yargı, açılım süreci ile ilgili ve daha nice maddelere daha hiç değinmedim. Değişecek ve eklenecek olan maddeleri tarafsız bir biçimde ele aldığınızda zaten hepsini anlarsınız. Uzun lafın kısası, tabiki Anayasa değişikliği olmalı. Fakat böyle kapsamı dar ve iktidardaki partinin kendine çıkar sağlamaya çalıştığı bu Anaya Değişikliğine 12 eylül günü evet diyecek değilim.
Bu yazıyı okuyan herkesin de 12 eylül'de yapılacak olan Anayasa değişikliği ile ilgili Referandumda, Türkiye’nin Bekası için, bu milletin geleceği, varlığı, devamı için, emperyalist odakların son oyununa son vermek için hayır demesini ve aşağıda yer vermiş olduğum bir gencin referandumda neden hayır dediğini sebebleriyle birlikte anlattığı videoyu izlemenizi beklerim.