Bayram Böyle Bir Şey

2000 yılından beri ramazan ve kurban bayramlarına özel hazırladığı reklam filimleriyle adından söz ettiren Kent, bu bayram da  Elden ele mutluluk teması ile hazırlanan bir reklam filmi çektirmiş. Bu reklam filminde Erol Evgin’in unutulmayan şarkısı İşte Böyle Bir Şey'in

sözleri “Bayram Böyle Bir Şey” sözleriyle yeniden yorumlanmış. Bir ailenin 40 yılda geçirdiği mutlu bayram anılarını sıra, sıra anlatan film 1970 yılında çekilmiş bir bayram fotoğrafı ile açılıyor. Fotoğraf gerçeğe dönüştüğünde aynı ailenin 80’li, 90’lı ve 2000’li yıllardaki değişimi, aileye yeni katılanlar ve büyüyenler görülürken, her bayram günü aile içerisinde yeni bir mutluluk haberi verildiğine tanık olunuyor.

Bu bazen bir evlilik müjdesi, bazen de yeni bir torun haberi olabiliyor. Kısacası Kent'in 2010 yılında bayram için çekillen reklam filmi mutlu bayram fotoğrafıyla sona eriyor. Buyrun Avusturya asıllı Ronald Eichhorn ve ekibinin 1 ay emek harcadıkları o reklam filmini izleyin.

Fetih 1453 Filmi


Fetih 1453 filmi özlellikle 1451’de Fetih planlarının yapılmaya başlanmasından, İstanbul’un Türkler tarafından fethedilmesine kadar ki dönemi konu edecek. Fakat, Fatih Sultan Mehmet’in çocukluk dönemi ve Molla Gürani’nin Fatih’e verdiği eğitim sürecine de yer verilecek.

Filmin yapımcısı ve yönetmenlerinde biri, aynı zamanda Recep İvedik serilerininde yapımcısı olan Faruk Aksoy olacak. Film de diğer emek verenler ise:

Görüntü Yönetmeni; Hasan GerginFilmin senaristleri; Atilla Engin, İrfan Saruhan. Başlıca oyuncular ve rolleri ; Ozan Çobanoğlu (Taci) İbrahim Çelikkol (Ulubatlı Hasan) Özkan Güngör (Solak) Sedat Mert (Zağanos Paşa) Volkan Keskin (Balaban) Ali Rıza Soydan (Papa) Halis Bayraktaroğlu (Kurtçu Doğan) Müzisyenler; Hans Zimmer Brain Tyler Oğuz Kaplangı olacakmış.

Filmin yapımcısı ve yönetmeni olan Faruk Aksoy Gladyatör ve 300 Spartlıya benzer, Türk sinemasının çıtasını yukarı çıkaracak bir film olacağını söylemiş. Gerçi şu anki fragmanı izlediğimde pek tatmin oladum diyemem. Ama bu tarzda yapılan ilk film olacağı için, bir şekilde Türk sinemasında olumlu yönde bir değişime yol açacaktır. İnşallah 15 kasım günü vizyona girdiğinde beklediğimden dah iyi bir film seyrederiz. Şimdilik buyrun aşağıdaki Fetih 1453 filminin fragmanı'nı izleyin.

Pakistan'daki Sel Felaketi


Pakistan'ın kuzeybatı kesimininde başlayan, güneye doğru ilerleyen, muson yağmurlarının neden olduğu, 13 milyondan fazla kişinin etkilendiğini sellerde şu ana kadar 1600 den fazla kişinin yaşamını kaybettiği belirtiliyor.

Pakistan da yaşanan sel felaketi için ''Şimdiye kadar gördüğüm en büyük felaket'' diyen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban ki Mun bugün yaptığı açıklamada da "Bu bir küresel felaket, küresel bir dayanışmaya ihtiyaç var" sözleriyle tüm dünyanın bu felektte pay sahibi olduğunu ve tüm dünya halkının pakistanlılara yardım etmesi gerektiğini belirtmiş.

Ayrıca BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, evlerinden olanların içecek, gıda ve tıbbi bakıma muhtaç olduklarını, Dünya Sağlık Örgütü de temiz suya ulaşımda sıkıntılar yaşandığını bildiriyor. Pakistanlılar, içecek temiz su olmamasından kaynaklanan barsak enfeksiyonları ve kolera tehdidi altındalar. Gerçi yukarıda yeralan fotoğraf yaşanan gerçekleri anlatmaya yetmekte. Hergün gazetelerde ve tv kanallarının haber bültenlerinde bu görüntüleri görüyorsunuzdur. Peki o zaman niye, hala onlara yardım etmiyorsunuz?

Aslında ben bu dernekler aracığı ile yapılan yardımlara pek güvenemiyorum. Çünki zaman zaman bu durumların suistimal edildiğini biliyorum. Fakat başka çare yok. Bu yüzden lafı daha fazla uzatmadan, sizde eğer, Kurtuluş savaşında bizlerden desteklerini esirgemeyen pakistanlı kardeşlerimize Kızılay aracılığı ile yardım etmek isterseniz buraya, Kimse yokmu derneği aracılığı ile yardım etmek için ise buraya tıklayabilirisiniz.

Üniversitelere Sınavsız Giriş Geliyor

Üniversite yerleştirmelerin ardından yine birçok kontenjan boş kaldı! Özellikle Afyon Kocatepe Üniversitesi ikinci öğretim fizik bölümünü 1 kişi, Adıyaman Üniversitesi ikinci öğretim fizik bölümünü 2 kişi, Ağrı İbrahim Çeçen fizik ve kimya bölümlerinin ikinci öğretimini ise kimse tercih etmezken. ODTÜ, İstanbul ve Ankara Üniversitesi gibi önde gelen eğitim kurumları dışındaki birçok üniversitede de buna benzer durumlar ortaya çıkmış. Kısacası Fen Bilimleri ve Ziraat Fakülteleri başta olmak üzere bazı üniversiteleri tek bir öğrenci bile tercih etmemiş.

Bu durum üzerine Üniversitelere sınavsız giriş tekrar gündem geldi. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan ise, bu konu hakkında yaptığı açıklamada:

Bazı üniversitelerin boş kalan kontenjanlarına sınavsız giriş artık şart olduğunu ve sınavsız giriş için Yüksek Öğretim Kurumu'nda çalışmalarına devam ettiğini, önümüzdeki birkaç yıl içinde uygulanabileceğini söylemiş.

Kolanın Zararları

Bu güne kadar çoğunuz kola ve coca kola'nın zararları hakkında bir çok şey okumuşsunuzdur, bu konuda bir çok slayt, video izlemiş olabilirsiniz. Fakat çoğunuz, hala kola içmeye devam ediyordur. Bazıları coca kola'nın israil'le olan bağlatısı yüzünden haklı olarak coca kola içmiyor. Ama kola alışkanlığını yine bırakmıyor. Başka markalarla bu zararlı alışkanlığına devam ediyor. İç ve Kalp Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay'da  1 bardak kola'nın 1 saatte vücütta neler yaptığını açıklamış.



Belki Canan Karatay'ın aşağıda yazılı olan söylediklerini okuduktan sonra kola hakkında fikriniz değişebilir...

* İlk 10 dakikada: Kanınıza hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal günlük dozun 100 katı kadardır. Bulantınızın olmamasının nedeni içinde bulunan fosforik asiddir.

* İlk 20 dakikada: Kan şekeriniz aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreasınızda aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak depolanmaya başlar.

* 40 dakika içinde: Kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir, karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir.

* 45 dakika içinde: Beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar (eroinin etkisine benzer bir etki meydana gelir.)

* 60 dakika içinde: Ani açlık hissi oluşur.

Sonuç:  Tekrar kolaya ve tatlılara saldırısınız. Bu kısır döngü devam ettiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücudun tüm hücrelerinde leptin ve unsilin gelişir. Şişmanlık hastalığını başlatmıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir. Altın Çilek

Allah Diyene Eyvallah

Trabzonlu bir amca bir röportajla ülkemizin yakın geçmişini, sahte Müslümanlığı, ülkeyi nasıl sattıklarını, milletin dini inançlarıyla nasıl oynandığını, yani milletin Allah diyene eyvallah dediğini, kısacası bir çok gerçeği cesurca özetlemiş. Bende amcamın ağzına, yüreğine sağlık diyor, sizleri Trabzonlu dobra amcamla başbaşa bırakıyorum.

Apranax Dedikodusu

Uzun zamandır Apranax, Majazik ve aktif maddesi naproksen sodyum olan, özellikle diş, migren ve regl dönemindeki ağrılarda kullanılan ilaçlar hakkında, e-posta yoluyla bir dedikodu dolanmaya başladı ortalıkta. Şimdiler de o dedikodu facebook'ta da kol geziyor. İşte o Apranax dedikodusu:

"Vatandaşın biri, hafta sonu arkadasinin evine gidiyor. Başı çok ağrıdığından, arkadaşı ona bir tablet Apranax veriyor. Vatandaş yutmadan önce ilaci agzında çiğniyor bir kaç dakika sonra şuurunu kaybediyor. Çevresindekileri tanımamaya başlıyor. Apar topar hastaneye kaldırıyorlar ve orada anlasılıyor ki; sebep beyin kanaması.

Doktorların açıklamalarına göre, beyin kanamasının nedeni ise; ağrı kesicilerin özellikle aktif maddesi naproksen sodyum olanlar çiğnenmesi ya da agizda bekletilmesi halinde, etken madde beyne çok hızlı nufuz ediyor ve ölümcül sonuçlara yol açabiliyor."

Doğrusu ben bu e-posta da belirtilen olayan yaşandığını sanmıyorum.Çünki Apranax ve naproksen sodyum içeren bu ağrı kesiciler Dünyanın ve Türkiyenin en çok satan ilaçları arasındadırlar. Dolayısıyla e-postadaki bu asılsız haber, bir karalama kampanyası da olabilir. Yine de uzmanlar bu tip gibi ölümlerin olabileceğini, ama kişinin bünyesinde göre durumun değişebileceğini belirtiyorlar.

Sonuç olarak ben, naproksen sodyum içeren ağrı kesicileri, mide rahatsızlıklarımdan dolayı, mecbur kalmassam kullanmıyorum. Fakat yine de, bu uyarıyı dikkate almakta fayda var.

Fare Kapanı

Bu dünya da hepimiz, birbirimizin halı tezgahında hayati önemi olan iplikleriz ve öyle yada böyle hayatlarımız birlikle dokunuyor. Bu hayat denen yolculukta, birlikte yol almaktayiz... Birbirimizi kollayip, güç ve güveni paylaşmalı, her koyun kendi bacağından asılır sözüne sözüne matah etmemeliyiz. Bir alt satır da yer alan fare kapanı öyküsü de anlattıklarımı ifade etmekte. Buyrun okuyun.

Duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karısının bir paket açtıklarını gördü. İçinde yiyecek mi var? derken... Bir baktı ki fare kapanı! Hemen bahçeye koşup, alarmı verdi. Evde kapan var! Evde kapan var! Tavuk gıdaklayip, kafasını kaldırdı ve Bay fare, bu sizin için ciddi bir sorun olsa da şahsen, beni ilgilendiren bir tarafı yok ne yazık ki! Fare de dönüp bu sefer

domuzcuğa, Evde kapan var, evde kapan var! dedi. Domuzcuk da konuyla ilgilendi ama, kendi hesabına Üzgünüm bay fare, vah, vah emin ol senin için dua edeceğim dedi. Fare bu kez öküze yöneldi: Evde kapan var!" "Evde kapan var! diye bağırdı nefes nefese. Öküz: Mööö, Bay Fare, "senin için üzüldüm, ama burnumu sokacağım bir şey değil."

dedi. Ee farenin de başını eğip, gitmekten başka çaresi kalmamıştı... Yalnızlık ve terkedilmişlik hisleri içinde, fare kapanı ile artık.... Tek başına başa çıkmaya çalısacaktı!. O akşam evde, alışılmamış bir ses duyuldu. Sanki bir kapan, avının üzerine kapanmıştı. Sese kosan çiftçinin karısı, karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyrugunu kaptırdığını görmemiş. Yılan da onu ısırmıştı.. Çiftçi karısinı hastaneye koşturdu, karısı eve ateşli döndü.

Ee, ateşli insana ne verilir? Sıcacık bir tavuk çorbasi. Tavuk acilen pişirilmiş. Ama kadın hala iyileşemiyormuş, Eş dost ahbap, gelince hasta ziyaretine, çiftçi de sofraya domuzcuğu çıkarmak zorunda kalmış.Ama çiftçinin karısı iyileşmemiş ve ölmüş!Aman ne kalabalık gelmiş cenazeye, ne kalabalık. Bu sefer de konuklari, doyurmak icin kesilen öküz olmus. Fareye de olan biteni deliğinin ardından izlemek kalmış!...

Kısacası bu öyküden çıkraılması gereken ders ise, seni ilgilendirmeyen bir sorun karşına çıkarsa, bir düşün! Birimiz tehdit altındaysak, hepimiz risk altındayız demektir...

17 Ağustos Marmara Depreminin 11. Yılı

Bir çok insanın hayatını sevdiklerini, kaybettiği, bir çok hayalin toz parçasına dönüştüğü ve marmaradaki insanların hayatındaki en uzun 45 saniyesi olan 17 Ağustos Marmara depreminin üzerinden tam 11. yıl geçti. Geçen süre zarfında ne yaşanan acılar unutuldu, ne de kaybedilen 17.480 can.

Bugün afette ölenleri anmak için Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde etkinlikler düzenleniyor. Bu anma törenleri, etkinlikler, bilinçlendirme kampanyaları 11 yıldan beri zaten sürüyor. Fakat bunların hiçi biri hala Marmara'da olablicek büyük ölçekte bir deprem için yeterli değil. Bugün hala o zamanlarda orta hasarlı denen o binalarda hala insanlar oturmakta!

Uzmanlar Marmara Bölgesinde 7.5 ya da 7,7 büyüklüğünde deprem olması halinde 50 bin ila 60 bin binada maddi hasar meydana geleceğini, yaklaşık 500 aile'nin evsiz kalabileceğini ve 70 bin kişinin de hayatını kaybedebileceğini söylüyorlar. Kısacası Marmara olası bir depreme hazırmı? Derseniz, cevap; "Elbette hazırız, alın yazısıymış deriz, kaderimiz buymuş deriz, olur biter." olacaktır.

Son olarak 17 ağustos'taki felakette ölenlere Allah'tan rahmet, hala içlerinde o günkü acı olan ailelere sabır diliyor ve bugün için hazırlanmış bir video ile sizleri başbaşa bırakıyorum. Buyrun izleyin.

Bumerang Yenilendi

Hurriyet.com.tr'nin bana en çok hitap eden servislerinden biri olan Bumerang geçen günler de yenilendi. Bu değişimi uzun zamandan beri bekliyordum. Biraz geç oldu ama iyi oldu bence. Özellikle Yazarkafe'de olumsuz yönde içerik yığılması olmaya başlamıştı.



Yenilenen sistemde bronz, altın ve platin adında 3 tip üyelik bulunuyor. Yazarkafe'ye sadece, özgün ve faydalı içerikler üreten, editörlerin özenle seçtiği platin kategorisindeki sitelerden içerik eklenebiliyor. Bumerang'daki yanilikler sadece Yazarkafe ile kısıtlı değil, bu değişikliklerin yanı sıra, bir çok yeni serviste oluşturulmuş. İşte o servisler:

Link Paylaşımı: Bumerang üyelerinin web sayfaları ve sosyal medya hesapları üzerinden diledikleri Hurriyet.com.tr, Yazarkafe ve Hürlist linklerini paylaşarak ücretsiz reklam gösterimi kazanmalarını sağlayan bir hizmet.

Hürlist: İlgi alanlarına uygun yeni web siteleri arayanları, kategori ve anahtar sözcük tabanlı arama özellikleriyle istedikleri sitelere yönlendiren bir dizin.

İş Ortaklığı - Tekliflerim: İş ortaklarının bumerang üyesi olan sitelere sunduğu kazanç, indirim fırsatı, bazen de davet gibi tekliflerin olacağı bir servis.

Bumerang yenilenen haliyle özgün, faydalı içerik üreten bloglara daha çok önem verecek ve bir çok avantaj sunacak gibi gözüküyor. Bu yüzden eğer bir blog sahibiyseniz hiç durmadan Bumerang'a üye olun derim. Eğer üyeyseniz ve üyelik tipiniz eğer platin değilse, hemen kaydınızı güncelleyin. Çünki sistem yenilendiğinde benim blogumun üyelik tipi de altındı.

Güncelledikten 2 saat sonra Platin'e yükseltildi ve içerik ekleme sorunum da halledilmiş oldu. Ayrıca yenilenen Bumerang'ın tasarımı da oldukça iyi olmuş. Siz de yenilenen Bumerang'ı hala ziyaret etmediyseniz buraya tıklayıp daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz.

video

Haliç Altın Boynuz Belgeseli

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projeleri arasında yer alan Erdal Kıral'ın ilk belgesel çalışması olan Haliç Altın Boynuz belgeseli 10 ağutos'ta beyoğlunda yapılan gala'nın ardından vizyona girdi. Erdal Kıran, İstanbul`un geçmişe dönük yüzünü günümüze inat, ayakta tutunmaya çalışan, adeta sararmış bir fotoğraf misali varlığını

sürdürmekte olan Haliç'i Balat’ta doğmuş büyümüş bir Atinalı’nın yıllar sonra çok sevdiği İstanbul’a, Haliç’e dönüşüyle ve kendi kendine konuşur gibi, kente yazdığı bir aşk mektubu gibi dış ses, yakıcı bir metne dönüştürerek, kardeşçe bir arada yaşama fikri ve duygusu üzerine kurduğu 75 dakikalık büyülü bir gerçekçilikle oluşturduğu belgeselinde anlatmış. Yazının sonunda filmin fragmanı yer almakta. Ayrıca film hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz. Kanal İstanbul

Kurtlar Vadisi Filistin Filmi


Kurtlar Vadisi Filistin filmi'nin çekimlerine geçen hafta Tarsus'ta başlanmış. Adana'daki Çukobirlik fabrikasını İsrail savaş üssüne çevrilmiş. 400 kişilik bir ekip geceli gündüzlü 100 eylül'e a kadar burada ve Tarsus'un bir mahallesine kurulan küçük Filistin bölgesinde çekimlere başladı ve bir talihsizlik sonucu bu çekimler yeinden tekrarlandı ve vizyon tarihi de böylece 5 kasımdan 28.01.2011 ocak tarihine alındı.

Bu film den ilk olarak Dünyanın en ahlaksız ordusu başlıklı yazımda bahsetmiştim. O zamanlar Kurtlar vadisindeki sadece bir sahneden oldukça rahatsız olan İsrail hükümeti Kurtlar Vadisi Filistin filmi vizyona girdiğinde bakalım ne yapacak?

Yapımcılığını Pana Film adına Raci Şaşmaz'ın, yönetmenliğini Zübeyr Şaşmaz üstlendiği, oyuncu kadrosunda Necati Şaşmaz, Gürkan Uygun, Kenan Çoban, Erdal Beşikçioğlu, Nur Aysan, Mustafa Yaşar ve Erkan Sever'in aldığı filmin konusu ise şöyle:

Gazze’ye insani yardım malzemeleri götürmeye çalışan gemilere yapılan kanlı baskın üzerine Polat Alemdar ve arkadaşları Filistin'e gitmiştir. Yapılacaklar bellidir: Bu baskının askeri planlayıcısı ve yürütücüsü olan İsrailli komutan ele geçirilmelidir. Filistinlilerle kurulan ilk temaslar sayesinde hedefine adım adım yaklaşmaya çalışan Polat Alemdar’ı bazı sürprizler beklemektedir.

Hedeflerindeki kişi olan Moşe Ben Eliezer’in kural tanımaz gaddarlığı ve teknolojik imkânları işleri zorlaştırmaktadır. Polat, Moşe’ye ulaşmaya çalışırken, Filistin’de masum insanların nasıl öldürüldüklerini görür. Moşe, köyleri yıkmakta, çocukları öldürmekte ve Polat’a yardım eden herkesi hapse atmaktadır. Ancak teknolojik imkânlar ve kural tanımazlık, Moşe’yi kurtarmaya yetmeyecektir.

Buyrun Kurtlar Vadisi Filistin filminin fragmanını izleyin.

Bir Kadını Sevmek



Bir kadını sevmek onu saraylarda yaşatmak değildir...

Bir kadını sevmek ona zümrütler pırlantalar almakta değildir...

Bir kadını sevmek güzel bir yerde kariyer sahibi olmakta değildir…

Bir kadını sevmek 2-3 yabancı dil bilmek güzel araba kullanmak
Adaleli bir vücuda sahip olmak hiç değildir..

Bir kadını sevmek: dağ başında kış ortasında aynı battaniyenin altında onu sararak ısıtmak bu da yetmiyorsa nefesinle ısıtabilmektir...

Bir kadını sevmek ona altın pırlanta almak değil en güzel kır çiçeklerinden ona taç yapabilmektir..

Kariyer sahibi değil çoban olsan onu sahiplenebilmektir, taşıyabilmektir bir kadını sevmek...

2-3 yabancı dil bilsen ne yapar bir kadına bildiğin en iyi dilde sevgini ifade edemiyorsan 32 dil bil istersen kuş dilide bil birşeye yaramaz bir kadını severken gerekirse bülbül olacaksın bir kadını seviyorsan...

En kuvvetli ve sportif bir yapın olsa da bir kadına gereken ilgiyi gösteremiyorsan onun istediği zaman yanında olamıyorsan sarıldığın zaman kemiklerinden ses gelmiyorsa sevme bir kadını kardeşim günahına girme...

Bir kadını seviyorsan sadakatle seveceksen sev başka bir kadını düşleyeceksen dahi sevme üzme...

Bir kadını seviyorsan kısaca onunla doğmasan da onunla öleceksin ölmesin ide bileceksin onun için...

Bir kadını seviyorsan ruhunu bedenini ona bırakacaksın kayıtsız şartsız teslim olacaksın o senden emin olacak...

Bir kadını seviyorsan ona asla sırtını dönmeyeceksin...

Bir kadını seviyorsan sakada olsa ona asla seni sevmiyorum demeyeceksin...

Bir kadını seviyorsan ne yaparsa yapsın kızmayacaksın küsmeyeceksin...

Bir kadını seviyorsan hoşuna gitmeyen hareketler yapsa da ona bunu ödetmeye kalkmayacaksın her zaman müşfik olacak ve hemen affedeceksin...

Not: Bir arkadaşımın bana yolladığı bir e-postadaki bu sözleri biraz düzenleyerek sizlerle paylaştım.

Küçük Sırlar Dizisi Yayından Kalkmalı

kücük-sirlar
Geçen ay Kanal D'de yayına giren Küçük Sırlar dizisi, genç nesle kötü örnek olan, fakat genç neslin gözde oyuncularının, Sinem Kobal'ın dizide rol aldığı, Gossip Girl'ün benzeri bir senaryosu olduğu ve yaz sezonunda fazla alternatifi olmadığı için izleyici oranı çok yüksek bir dizi olarak göze çarpmakta.

Bir çok psikolog, psikiyatri uzmanı ve öğretmenler bu dizi'de öğrencilerin okula lüks otomobiller, topuklu ayakkabılar, kırmızı ruj ve ojelerle geldiğini, dizinin gençleri kısa sürede etkisi altına aldığı söylemekteler. Ayrıca bir çok kişi ve bahsettiğim uzmanlar bu tarz dizilerin liseli gençliği kötü etkileyeceğini düşünüyor.

Gerçi gençler ve izleyenler'in çoğu bu dizide yaşananları geyiğe vuruyor. Fakat bence, burası Amerika değil, bu ülke insanın değerlerine uymayan, suçun özendirildiği Küçük Sırlar dizisi yayından kalkmalı. Ya sizce...

Ülkelerin Bilinmeyen Gerçekleri

The Economist's Pocket World in Figures 2010 isimli kitap'ta bir çok ülkenin pek bilinmeyen gerçekleri açıklanmış. Gerçi her ülkenin gelenek, görenek ve alışkanlıkların göre kendilerine ait rekorları, onlara sıradan fakat yabancılara oldukça değişik gelen alışkanlıkları vardır. Kısacası aslında bir çok kişinin bildiği veya unuttuğu, fakat yinede içlerinde çoğu kişinin bilmediği gerçeklerin de olduğu bu kitaptan bazı alıntılar sunuyorum. Buyrun okuyun.

Türkler, zamanlarını yemek yemekle geçiren ülkeler sıralamasında birinci sırada! Türk insanı, gününün 162 dakikasını yeme içmeyle geçiriyor.

Kanada'da her 100 insana 94.3 bilgisayar düşüyor.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin her 100 vatandaşının 176.5 cep telefonu var.

İzlanda en fazla gazete satılan ülke.
Nüfusun 1000'de 821'i gazete okuyor

Küba, eğitime en fazla para harcayan ülke.

Mali'deki erkeklerin sadece 26.2'si okur yazar.

Dünyanın en iyi 15 üniversitesi İngiltere'de ve ABD'de. Bunlar arasında Cambridge, Oxford, College London, Imperial College London Üniversiteleri var.

Ölüm oranlarının en fazla olduğu ülke Afganistan. Aynı zamanda en çok çocuk ölümlerinin yaşandığı ülke de yine Afganistan.

Afganistan'daki erkekler 43.4 yaşına kadar yaşamayı umut ediyor ki bu oran, dünyadaki en az oran olarak biliniyor.

Zimbabwe'deki kadınlar içinse 43.6 yıl yaşamak yeterli.

Japon kadınlarsa Zimbabwe'dekilere oranla iki kat daha fazla yaşama isteğiyle dolu. Yani 86.2 yıl.

Venezuella kişi başına yılda yaklaşık 83 litre bira tüketimi ile en biracı ülke sıfatını kazanıyor.

Yeşilaycı olmayan bir başka ülke de Yunanistan. Yunanlılar, en fazla sigara içen millet. Kişi başı günlük sigara tüketimi 8 adet

Dünyada en fazla kahve yetiştiren Brezilyalılar her yıl 2,164 bin ton kahve yetiştiriyor. Amerikalılarsa yılda 1,262 tonla en fazla kahve tüketenler.

Çin yılda 1,166 bin ton çay üretiyor. En fazla çay tüketen ülke de yine Çinliler. (828 bin ton.) İngiltere, çay konusunda altıncı sırada, 131 bin ton tüketiyor.
İş sahasında en fazla çalışanı olan yer Cayman Adaları. Adanın yüzde 67.7'si çalışıyor.

Çin, 1.3 milyar insanıyla en fazla nüfusa sahip olan ülke.

Hindistan'ın da Çin'den pek geri kalır yanı yok. 1.1 milyarlık nüfusuyla hemen Çin'in ardından geliyor.

ABD, en büyük ekonomiye sahip. Japonya ikinci sırada.

Çin, yılda 270 tonla en fazla altın üreten ülke.

Katar'daki sürücülerin çoğu dikkatsiz ve kazaya çok meyilli. Yol kazalarında, 100 bin insandan 9 bin 989'u yaralanıyor, 33'ü ölümle sonlanıyor.

Yaşam kalitesi en düşük olan ülke ise Sierra Leone Cumhuriyeti.

Diğer ülkelere en fazla bağışta bulunan ülke ise ABD, yıllık ortalama yardımı 21 milyon 787 bin dolar.

En az boşanma Guam'da gerçekleşiyor. Guam'da her 1000 kişide 5.3'ü evliliğini bitiriyor.

Çin yıllık 1 milyon 749 bin fıçı akaryakıt üretimi ile en büyük enerji üreticisi.

Amerika ise 2 milyon 321 bin fıçı akaryakıt tüketimi ile birinci sırada. Çin 1 milyon 879 bin tüketimle ikinci sırada.

Rusya yıllık 601.7 milyar metreküple en fazla doğalgaz üreten ülke.

Amerika yine 657.2 milyar metreküple en fazla doğalgaz tüketen ülke.

Human Development Index'e göre İzlanda, yaşam kalitesi en yüksek olan ülke.

Bitkisel Çayların Zararları

ImageHost.org

Bitkisel çaylar doğru kullanılmadığında faydadan çok zarar vermekte.
Toplumumuz da her derde devaymış gibi gösterilen, şişmanlığın ve kilo fazlalığının tedavisinde, kilo vermeye yardımcı olmak üzere kullanılan, kısacası hep yararlarından behsedilen form çayı olarak ta tüketilen bitkisel çaylar oysa doğru bir şekilde tüketilmediğinde pek çok hastalığa yol açımakta.

Yapılan araştırmalarda bitkisel form çayların bileşenine esas olarak laksatif ve diüretik etkileri olan maddeler girdiği kanıtlanmış. Bu maddelerin vücut için zararlı etkileri olduğu saptanmış.

Sıkça kullanılan veya aktarlarda kolayca bulabilen bazı bitkisel çayların içeriğine giren bitkilerin kullanım amaçlarını şöyle;

Diüretikler: Funda, altın otu, papatya, ıhlamur, biberiye, ısırgan, civan perçemi, kiraz sapı, mısır püskülü, rezene, ardıç, mürver, yeşil çay, alıç çiçeği, meyan kökü, hibiskus, at kuyruğu, avokado yaprağı, hindiba, ayrık kökü, şahtere, çıban otu, huş ağacı yaprağı, kara hindiba, aynısafa çiçeği.

Laksatif etkileri bulunanlar: Simameki, barut ağacı kabuğu, mürver, bamya çiçeği, aloe vera.

Safra arttırıcılar: Papatya, biberiye, hibiskus, karahindiba.

Sindirim sistemi uyaranları: Biberiye, küçük kantaron.

Terlemeyi arttıranlar: Ihlamur, melisa, ardıç, mürver, yeşil çay, defne yaprağı, aynısafa çiçeği.

Gaz gidericiler: Papatya, adaçayı, anason, civan perçemi, melisa, rezene, hindiba, Frenk kimyonu, nane.

Aşağıda çok kullanılan bitkisel çaylarının içerisinde bulunan bazı bitkilerin vücut için olumsuz etkilerine ise şöyle;

Sinameki, barut ağacı kabuğu, aloe vera: Elektrolit bozukluklarına bağlı belirti ve bulgular, karaciğer sorunları, böbreklere olmsuz etki, kanamalı kolit, bağırsak mukozasında pigment birikimine neden olabilen durumlar, el ve ayak parmaklarındaki kemiklerde şekilerde bozulma görülebilir.

Isırgan: Deri yüzeyinde yoğun iltihaplanmalara neden olabilir.