Yekpare

Türkiye'de bu güne kadar doğru düzgün yansıma sanatı ile ilgili projeler gerçekleşmedi. Tabiki bu söz Yekpare adı verilen, Geçen günlerde Haydarpaşa Tren İstasyonunda, Candaş Şişman ve Deniz Kader’in sanat yönetmenliği,Görkem Şen'in müziklerini, yönetmenliğini ise Erdem Dilbaz’ın yaptığı, Yekpare (monolithic) adlı gösteri geçekleşene kadar geçerliydi.

Yekpare adı verilen bu yansıma gösterisinde Pagan’lardan Roma İmparatorluğu’na, Bizans’tan Latin İmparatorluğu’na uzanan İstanbul’un 8500 yıllık hikayesi anlatılmakta.

Sonuç olarak seçilmiş olan mekandan, anlatıma, ses'e, kompozisyona, renk seçkisine ve hikaye'ye kadar he şey çok iyiydi bana kalırsa. Sadece tanıtım yeteri kadar iyi yaygın bir biçimde yapılmadı. Bu yüzden bende bu muhteşem gösteriyi izleyemeyenler için burada paylaşıyorum. Buyrun izleyin.

video

Cep Telefonlarının ve 3G'nin Zararları

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker, TBMM Kanser Araştırma Komisyonu toplantısında yaptığı bir sunumda "Atom bombasının modası geçti, asrın elektromanyetik bombası cep telefonu. 3G teknoloji daha tehlikeli, çünkü görüntü de iletiyor ve 25 kat daha fazla sinyal yayıyor" diyerek cep telefonlarının ve 3G'nin zararlarından bahsetmiş. Prof. Dr. Selim Şeker konuşmasında ayrıca; Elektrik enerjisi kullanımınında giderek artırdığını, elektromanyetik alanların insanlarda uzun vadede birtakım biyolojik etkilere, kısa ve


uzun vadede baş ağrısı, göz yanması, yorgunluk gibi etkilere kısa vadede, moleküler kimyasal bağların, hücre yapısının, bağışıklık sisteminin bozulmasına etki edebileceğini söylemiş. Konuşmanın devamında ise:

Cep telefonlarının kullandığı frekansların insanların DNA`larını bozduğuna dair raporlar olduğunu , baz istasyonlarının belli yerlerde toplanarak, elektromanyetik yayılımların neden olduğu zararlarının önlenebileceğini belirterek "Elektromanyetik alana maruz kalmak doğaldır. Mesela, bir saç kurutma makinesi kullanıyorsunuz kısa bir süreç için. Onu kapattıktan sonra vücut alınan radyasyonu tolere edebiliyor ama cep telefonları için durum böyle değil. Hem daha yoğunlukta bir elektromanyetik alana maruz kalıyorsunuz hem de sürekli kullanıyorsunuz. Vücut bunu tolere edemiyor. Durum öyle bir noktaya geldi ki artık sigarada olduğu gibi cep telefonu için de `pasif kullanıcı` uyarısında bulunmaya başlayacağız." demiş.

Bu toplantıda bulunan CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl de vatandaşların cep telefonlarını yalnızca görünümlerine ve diğer teknik özelliklerine bakarak almalarının yanlış olduğunu ve telefonların, bir de "SAR" (elektromanyetik enerjinin vücut tarafından emilme hızı) adı verilen bir değeri barındırdığını, ülkede satılan kontrol dışı birçok telefonun üst düzeyde SAR değerine sahip oluğunu ifade etmiş.

Ayrıca, "Elektromanyetik alanların insan sağlığına olumsuz etkilerinin araştırılması ve önlenmesi için bir kurul oluşturulması gerektiğini artık birçok kanser türünü tetiklediğini veya ortaya çıkma ihtimalini artırdığını hepimiz biliyoruz"demiş.

Aslında bu zararlar yıllardan beri biliniyor. Sadece 3G ile yeni tanıştığımız için bu teknolojinin ne gibi zararlar doğuracağını bilmiyorduk. Kısacası, elektromanyetik dalga yayan cihazlardan vazgeçemiyeceğimize göre bu cihazları bilinçli kullanmak gerek.

Anlamlı Sözler

Bu sefer sizlerle ünlü düşünürlerin sözlerinden ve hayata dair anlamlı sözler'den oluşan bir video'yu paylaşıyorum. Buyrun izleyin. Küçük bir not!

Sözler sadece anlamlar yüklü isaretlerdir, sözlere anlam yükleyen ve onlara varlık veren okuyucunun kendisidir...

video

Elektrik Faturası Şeklinde Düğün Davetiyesi

Bir çok düğün davetiyesi gördüm. Fakat bu kadar değişik bir düğün davetiyesini ilk defa görüyorum. Eminim size de çok ilginç gelecektir. Zonguldak’ta Karaelmas Gazeteciler Derneği’nde sekreter olarak çalışan Merve Özmen, Bedaş’ta şoför olarak çalışan nişanlısı Ali Hasanoğlu için, abisinin bilgisayar tasarımcılığı bölümünde okuyan bir arkadaşına elektrik faturası şeklinde düğün davetiyesi hazırlatmış. En Mutlu Gün Bildirimi başlıklı davetiyenin ilk endeks bölümünde tanışma, son endeks bölümünde düğün tarihleri, tüketim kısmında, imitsiz, tüketim tutarında ise mutlu bir evlilik yazmakta. Diğer detayları da resmin üzerine tıkladığınız da görebilirsiniz. Bu çiftlere şimdiden hayırlı olsun diyorum. İnşallah birbirlerine yaptıkları hoş süprizler evliliklerindede devam eder...

Büyük Rumeli Şöleni ve Buluşması

Sizlere bu haftasonu gerçekleşecek olan Büyük Rumeli Şöleni yada başka bir deyişle Büyük Rumeli Buluşması hakkında biraz bilgi vermek istedim.

Ali Sami Yen Stadyumu'nda saat 17.00'te Trakya,Balkan ve Rumeli Federasyonu, Vakıf ve Dernekleri'nin destekleriyle ve Tek Rumeli Tv sponsorluğunda gerçekleşecek olan, sunuculuğunu Vatan Şaşmaz'ın yapacağı Kültürel dayanışmanın önemini yaşamak ve yaşatmak adına düzenlenen bu bu büyük şölende yer alacak sanatçılar ise, Yeşim Salkım, Arif Şentürk, Faruk Yılmaz, Rumeli Ekrem, Süleyman Sait, Mustafa & Ajda Çavuşev, Hanka Paldum ve Trakya Üniversitesi Halk Oyunları Grubu olacakmış. Ayrıca Giriş'in ücretsiz olcağı bu şölene herkes davetli.

Buyrun Rumeli Tv'nin Büyük Rumeli Şöleni için hazırladığı tanıtım klibini izleyin. Gerçi bu tanıtım klibini ve afişi pek beğenmedim. İnşallah bu organizasyon gelenekselleşir ve bir dahaki senlerde bu ve diğer eksiklikler düzelir.

video

Ağlatan Kafe-Kaf Dağına Bir Sevda Mektubu

Ağlatan kafe hikayesi cok eskiye dayanan bir şarkıdır. Hikayenin ve şarkının doğduğu mekan tam bilinmemektedir. Fakat uzun yıllardır sözleri olmadan çalınır. Bir arkadaş'ta sağolsun Ağlatan Kafe şarkısıyla Kaf Dağına Bir Sevda Mektubu'nun sözlerini birleştirerek hoş bir video oluşturmuş. Buyrun izleyin. Ayrıca bu şarkı eskiden sevdalıların karşılıklı oynadıkları oyunda biz sevdalıyız, haberiniz olsun manasina gelirmiş.

video

Gazze Kafe

Bu gün senelik izinde olduğum için evdeydim. 14.00 15.00 satleri arasında Tv'ye biraz göz attım ve Defne Samyeli'nin frikiği ile sansosyonel bir şekilde başlayan Defne İle Her Şey Bambaşka programını izledim. Gerçi bu duruma ben de şaştım. Çünki sabah ve öğle yayınlanan programları sevmeyen ve kalitesizliğinden vs şikayet eden biriyim.

Neyse ben izlemeye başladığımda program da daha yeni başlamış. Program Türk asıllı işviçre'de yaşan Pedagog bir kadın'ın da aralarında bulunduğu Pucaramanta adlı Kızılderili grubunun şarkıları ile başladı. Daha önce bu grubu duymuş fakat şarkılarını tam olarak dinlememiştim. Bu saye de dinlemiş oldum. Dinlendirici ve hoş şarkıları var gerçekten.

Programın devamın da Defne Samyeli'nin konukları, gazeteci Ayşe Sarıoğlu ve aktör Sinan Taymin Albayrak'tı. Mavi Marmara gemisinde yaşanlar ve Sinan Taymin Albayrak'ın demiş oldupu gibi Meşru bir devlet olan İsrail hakkında konuşuldu program boyunca. Konukların söylemek istediği orak konu ise, bu gemide yaşananların, İsrail'in Filistin halkına ve mavi marmara gemisindeki insanlara yaptıklarının bir süre sonra unutulmamasıydı.

İşte bu yaşanaların unutulmaması, bazı sembollerle, hatıralarla ve bunların yaşatılmasıyla mümnün olabilir. İşte o hatıralardan sembolerden biri de, insanların yolculuklarına muhabbeti, samimiyeti kattıkları, gemide içecek servisinin yapıldığı, bir nevi geminin çay ocağı Gazze Kafe. Sinan Albayrak'da İstanbul’da Gazze Kafe adında bir mekan açmak istediklerini ve bütün gelirini Gazze’ye bağışlayacaklarını söyledi. Bu şekilde bu direnişinin bu sembol mekanı, hafızalarda diri tutulmuş olacak.

Son olarak bir de Alper Gencer’in Gazze Kafe adına ve mavi marmara gemisinde yaşananlara dair yazdığı bir şiir'i paylaşıyorum sizlerle. Buyrun okuyun

Gazze Kafe Şiiri

Yirmisekizmayısikibinonsaatonikiotuzantalya

denizleri ve gemileri yaradana hamd olsun

ve tavşan kanı çay için ne kadar sevinsem az

şu demire "vira!" diyen ağızlar ne güzeldir

ne güzeldir başlamakla bitebilen yolculuk

işte sanki Nuh, toparlanıp geçiyor

karşı kıyısına koşulsuz merhametin

bir tarafta asasız vicdan

Musasız asa

çaysız bırakılmışlık

öbür yanda kalkan gemilerin ardından

gemisiz kaldığına pişman kalabalık

tam ortada Gazze'ye gün be gün yürüdükçe

cennet kapısını zorlayan

bir ibadet ayini

çay içerek ibadet etmek ne güzeldir

sevgilim hayat zor ama sen çok güzelsin

hayatın zorluğuna inat senin güzel oluşun

kargışlı misillemesin, bir nevi sabotajsın ümitsizliğe

yırtar konişmentoları senin hudutsuz sevişin

seni çay içerken izlemek

seni çay doldururken

seni demlerken çayı

kimseler inanmasa da düpedüz sevap

o usulcacık düşen Müslüman bedenlerin

kapanmayan hesabı ödemesi gibisin

bana da rahmet! bana da şehitlik!

bana da böyle bir ödeme planı nasip eyle ya Rabbi,

böyle ivedi aşka, böyle kuşkusuz ve nakit!

işte bir ibadetten ötekine geçilircesine

bir rahiple bir imam omuz omuza

çay içmeyi bırakıp namaza durduklarında

dünyanın en kaygan ipindeki adamlar

cayır cayır tutuşan bir aşka salınırken

esas iple inseler dayağı yerler miydi!?

avuçlarım ellerimin içine çöküyor

bir atın üstünde son sürat sövüyorum

şu çaya inanmayan Yezid sürüsü

şu itlere sövdükçe güzelleşirim

diye inanmak geçiyor omuzlarımdan

kendi şerefine hainsin sen

gitmen gereken yeri seni o gemide boğmamamdan bil

ama seni adil bir kavgada

paramparça ederdi Hamza

Musa sen gibiler yüzünden vurdu kendini dağlara

senin eğriliğindi onu Allah'la konuşturan

İsa kardeşi Yakup ile

senin yüzünden döktü gözyaşlarını

Ali, o güzel Resulü için

Zülfikar'ı çıkartır ve savaş biterdi

tarih boyu cehaletin dönüştürdü öfkeyi

sana doğru büyüyen bitmez bir düşmanlığa

paranoyaksın

korkuyorsun

kendini seçilmiş sanıyorsun seçilmişler arasında

zalimsin ey İsrail, zulmün kendi yaradılmışlığına!

nükleer bir tehdit sayıyorsun kendini amma

Hızır'a ve meleklere gücün yetmez ki

senin semaverin yok, demliğin yok, demin yok

senin ateşin yok bir bardak çayı kaynatmaya

ve muhabbet ehline selam olsun

unutma, unutturma, utan, usandırma

korun sen de kendinden hıncahınç kalabalık

yarıl sen de ortandan körlüğe büyüyen uyku

bizim şarkımız bu söylendikçe uzayan

ve bitmeyen bir gökkuşağı olmalı

bizim gemimiz bu biz içindeyiz

hepimizin çay içtiği taraftan bakılırsa

hepimiz o geminin içinde değil miyiz!

üçhaziranikibinonsaatikikırkbeşistanbul

uçakları uçurup indirene hamd olsun

çay içmek çok güzel bir duygudur kardeşim

gemimiz dünyanın bütün limanlarına yanaştı

şehitlerimizin berrak kanı Akdeniz'e karıştı

şarkımız Gazzeli çocukların kulaklarına ulaştı

tarih tasavvuru parçalandı siyonistin

dünya bir gemi, dünya Mavi Marmara

İsrail vicdanın ablukasında

ve bundan böyle ona çay falan yok!

Öldürmeyeceksin-You shall not kill-Lo tir'tsach


Öldürmeyeceksin You shall not kill Lo tir'tsach
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dün Konya'daki Kültürpark'ın açılışında yaptığı konuşma da İsrail Hükümetine ithafen Tevrattaki öldürmeyeceksin hükmünü 3 dilde İngilizce: You shall not kill İbranice: Lo tir'tsach diyerek hatırlattı.

Bu gibi lafları Başbakanın ağzından defalarca duymuş bir Türk vatandaşı olarak, İsrail üzerinden insanların vicdanlarına dokunarak kendi reklamını yapmış olduğunu anladım diyebilirim. Çünkü icraata bakınca One Munite olayından beri pek bir şey göremedik.Başbakan son olaydan sonra da yine sert usluplarla İsrail hükümetini eleştirdi, yerden yere vurdu. Fakat hala İsrail ile askeri ve diğer ilişkiler aynı hız da sürüyor. Artık millet laf değil icraat bekliyor Recep Bey.

Fakat Yine de bu konuşmadaki Öldürmeyeceksin sözü İngilizcesi ve ibranicesi ile birlikte, iyi ve sağ duyu uyandıran bir slogana dönüşebilir diye düşünüyorum. Yukarıda da slogan olabilecek şekilde basit bir görsel hazırladım. Son olarak buyrun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bahsetmiş oluğum konuşmasını buyrun izleyin. Bir de siz değerlendirin bu konuşmayı...

video

Kahve Uykunuzu Açmaz

Çoğu insan herhangi bir sebepten dolayı sabaha kadar çalışmak zorunda kaldığında veya sabah uykusunu açmak için kahve içer. Bazı kişiler'de de sabah kahvesi alışkanlık haline gelmiştir. Benim tanıdığım sabahları kahve içmeden tam olarak uyanamadığını söyleyen ve bunu bir alışlanlık haline getirmiş olan bir çok insan var mesela. Fakat ben kahvenin uyandırıcı etkisi olduğuna pek inanmıyordum. Çünkü gece kahve içtiğim de bırakın uykumu açmayı, nedense her defasında uykumu getirmiştir.

Sabahları da o meşhur uyandırıcı etkisi bana hiç tesir etmedi. Zaten yaklaşık 1 aydır kahve ve bazı alışkanlıklarımı reflü'den müzdarip olduğum için bıraktım.

Geçen günler'de de The Journal Neuropsychopharmacology isimli bir tıp dergisinde yayınlanan çalışmada, üniversitenin deneysel psikoloji bölümünde görevli araştırmacılar, birçok kişinin kafeinle uyandığını söylese de bunun böyle olmadığını, gerçekte kafein seviyesinin düşmesinden kaynaklanan yorgunluğun etkilerinin tersine çevrilmesinden kaynaklandığını ifade etmişler. Kısacası kahve uyku kaçırır mı? Sorusun cevabını da vermişler. Bu demek oluyor ki kahve be uyku kaçırır ne de açar.

379 kişi üzerinde gerçekleştirilen bu araştırmada, uzmanlar ayrıca bunalıma genetik yatkınlığı olanların kahve içmekten kaçınmadıklarını da bulmuş. Hatta bu kişilerin daha çok kahve tükettikleri saptanmış.

İngiltere'nin Bristol Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada da çay, kahve ve diğer kafeinli içecek tüketen kişilerin kafeinin uyarıcı etkilerine karşı bağımlılık oluşturduğu tespit edilmiş.

Ayrıca 2004 yılında Amerika'da yapılmış olan bir araştırmanın sonucuna göre kahvenin zararları ve faydaları şöyle sıralanmış:

Kahvenin Zararları:

Kalp: Aşırı kahve tüketimi kalbin ritmini olumsuz yönde etkiliyormuş. Kahvenin içerdiği kafein fazla tüketildiğinde, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebiliyormuş. Düzensiz kalp atışları kalp çarpıntısına ya da taşikardi gibi rahatsızlıklara neden olabiliyormuş. Doktorlar özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmelerini tavsiye ediyor.

Tansiyon: 2003 yılında Edinburgh Üniversitesi uzmanlarının yaptığı bir araştırmayla, kahvenin tansiyona olan etkisiyle ilgili görüşler yeni bir ivme kazandı. Düzenli olarak günde dörtbeş bardak kahve içenler üzerinde yapılan araştırmalarda kandaki basınç, yani tansiyon hızla yükselmiş. Yapılan testlerde, yüksek miktarda kahve tüketiminin tansiyonu hızla yükselttiği görülmüş.

Mide: Kahve, ülser gibi mide rahatsızlıklarına neden olmasa da, bu hastalıkların varlığında kötüleşmesini tetikliyor. Kahve, midenin asit salgılamasını uyarıyormuş.

Şeker hastalığı: Açıklanan iki raporda; kafeinin Tip 2 şeker hastalığı üzerindeki etkileriyle ilgili olarak farklı görüşlere yer verilmiş. Amerika’da yapılan araştırmalarda, yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle birlikte tüketilen kahvenin şeker hastalığını olumsuz yönde etkilediği ortaya çıkmış. İngiltere ise, yapılan bu araştırmanın yetersiz olduğunu ve Tip 2 şeker hastalığının kahveden olumsuz yönde etkilenmediğini açıklamış. Uzmanlar kahvenin içindeki kafeinin değil, minerallerin şeker hastalığına karşı koruyucu bir etkisi olduğunu savunuyorlarmış.

Su kaybı: Uzmanların bir kısmı kahvenin vücutta sıvı kaybına neden olduğunu savunurken, bir kısmı da bu kaybın önemsiz derecede az olduğunu savunuyorlarmış.

Migren: Kahve uzun zamanlardan beri migreni tetikleyen uyarıcıların başında sayılıyormuş. Kahvenin bileşenlerinin beyinde bulunan kan hücrelerini tetikleyerek migrene neden olduğu, araştırmalarda görülüyormuş.

Vitamin ve mineral kaybı: Kafein, vücudun demir ve diğer besinleri emmesini engelliyormuş. Ayrıca, kalsiyumun idrar ile vücuttan atılmasına neden oluyormuş. Bu da osteoporoz (kemik erimesi) riskini artırıyormuş.

Doğurganlık: Kafeinin doğurganlığı olumsuz yönde etkilediği biliniyormuş. Günde üç fincan veya daha fazla kahve içmek, kadının doğurganlık oranını azaltıyormuş. Çünkü aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyormuş. Bu konuda çarpıcı bir başka sonuç ise, Brezilya’dan gelmiş. Brezilya’da bulunan Sao Paulo Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalarda, her gün düzenli olarak kahve içen erkeklerin içmeyenlere oranla daha güçlü spermleri olduğu kanıtlanmış. Kafeinin spermin üzerinde uyarıcı etkisi olduğunu savunan uzmanlar, bunun merkezi sinir sisteminde de aynı etkiyi gösterdiğini iddia ediyorlarmış.

Hamilelik: Kafeinin anne karnındaki bebeğe zararlı olduğu biliniyormuş. Uzmanlar, hamile kadınların günlük kafein tüketme sınırlarının 300 mg olduğunu belirtiyorlarmış.

Kahvenin Faydaları:

Kanser: Yeşil ve siyah çay gibi, kahve de antioksidanlar içeriyormuş. Bu da kansere yol açan hücrelerin çoğalmasını engelliyormuş.

Baş ağrıları: Migreni olumsuz yönde etkileyen kahve, şaşırtıcı bir biçimde baş ağrısına iyi geliyormuş. Baş ağrısı ilaçlarında bulunan bazı maddeleri içeren kahve, ağrı kesicilerle kıyaslandığında, yüzde 40 oranında baş ağrısında daha etkili oluyormuş.

Beyin uyarımı: Kahve konsantrasyona yardımcı oluyormuş. Yapılan araştırmalarda, okul çağındaki çocukların az miktarda kahve ile süt içtiklerinde sabahki derslerinde daha başarılı oldukları görülüyormuş.

Karaciğer sağlığı: Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği görülüyormuş.

Safra taşları: Kadın vücudu erkeğe kıyasla iki kat daha fazla safra taşı üretiyormuş. Günde dört bardak kahve içen kadınların içmeyenlere oranla yüzde 25 daha az safra taşından şikayet ettiği kanıtlamış.

Cilt: Yapılan çalışmalarda bilinenin aksine; kahvenin selülite karşı faydalı olduğu görülüyormuş.

İsrail'in İnsanlığa Saldırısı

2 gün önce İsrail'in İskenderun daki askeri birliğe ve İnsani Yardım gemilerine saldırısı sonucunda 20'yi aşkın Türk vatandaşı öldü. Özün de insan olduğunu hatırlayabilen herkes İsrail'in insani yardımlara karşılık yaptığı bu hayvanı tepkiyi lanetler. Şu an bir çok yerde Türkiye ile İsrail savaşı ve Cihad ile ilgili, sesler yükselmekte. Bu söylenenler şu an için olabilecek şeyler değildir. Günü geldiğinde İsrail'e karşı bir cihad mutlaka olacaktır. Ama o şartlar hala oluşmamıştır.

Türkiye'nin yapabileceği sadece tek bir şey vardır şu an için. O da İsrail ile olan antlaşmaların tümüyle iptal edilmesidir. Boykot'a gelince Devlet eliyle desteklenmediği, buna göre reformlar gerçekleşemediği sürece kişisel olarak bu da pek işe yaramıyacaktır. Fakat şu anki devlet politikalarımıza göre böyle bir şeyin olması imkansız. Yazının sonunda Gazze'de yaşananlara dair utancı ifade eden bir video bulunmakta. Gerçi artık utansak da elimizden bir şey gelmiyor, kendi elimizle yardım bile edemiyecek konuma geldik...

video