Seval Öğretmen Diyor ki...

Bu sefer sizlerle Niğde'nin Bor İlçesi'nde ki Başpınar İlköğretim Okulu'nun Sosyal Bilgiler Öğretmeni Seval Eroğlu'nun Çanakkale Zaferi'nin 95. yılında Seval Öğretmenin deyimiyle "Tarihin yazdığı en gerçek en şerefli kahramanları" Çanakkale Şehitlerini anmak üzere yaptığı, Hüseyin Nihal Atsız’ın Kahramanlık

şiirinden alıntıyla başlayan, Çanakkale’yi “geldiler, gördüler, döndüler” temasıyla özetleyen ve "Unutmayın gençler birileri nefesini kaybettiği için biz bu özgürlüğü yaşıyoruz ve o yüzden nerden geldiğimizi, ne yapmamız gerektiğimizi iyi bilmemiz gerekiyor. Tüm şehitlerimize selam olsun, ruhları şad olsun." diyerek bitirmiş olduğu bir video'yu paylaşıyorum. Buyrun defalarca izleyin ve izletin...

video

Konu Çanakkale ve Türkiye olunca bu kadarı ile yetinezdim tabiki. Buyrun Zeytinburnu Belediyesi'nin katkılarıyla hazırlanmış olan Son Kale Çanakkale Belgeselini izleyin ve izletin.













Kısacası Seval öğretmenin konuşmasında ve Son Kale Çanakkale belgeseli'nde çok iyi etkili bir biçimde Çanakkale ve bu Vatan'ın nasıl Vatan olduğunu anlatılmış. Yani Çanakkale geçilememiş, ya benliğimizin kaleleri? Sevgili İdris cin'de 18 mart'ta millet olarak içinde bulunduğumuz durumu özetleyen bu konu ile igili bir makale hazırlamış buyrun buraya tıklayın ve okuyun ve okutun.

Sincaplık Ölmemiş

İngiltere de bir sincabın ölen arkadaşının cesedini korumak için harcadığı çaba amatör bir kameraman tarafından görüntülenmiş. Bu görüntüler de, ölen sincabın leşiyle ziyafet çekmek isteyen kargalar beklemedikleri bir tepkiyle karşılaşıyorlar.

Ölmüş olan arkadaşının başından ayrılmayan bir sincap, kuyruğunu tehdit eder biçimde sallayıp dişlerini göstererek kargaları arkadaşından uzak tutmaya çalışıyor ve böylece başarılı oluyor. Ne olduğunu anlayamayan kargalar ise leşe yaklaşamıyorlar.

İngiltere'nin Daily Mail gazetesi de bu haberi “bazen bir arkadaşınız için canınızı vermek istediğiniz bir an olabilir, işte bu da onlardan biri" sözleriyle duyurmuş.

Bazen insanlık ölmemiş dedirten durumlarla karşılarız. Bu olay da Sincaplık Ölmemiş dedirten durumlardan biri olsa gerek. Kısacası Allah herkese böyle sevgi ve dostluk ihsan eder inşallah. Buyrun hayvanlardan ders almamız gereken olaylardan birinin görüntülenmiş olduğu videoyu izleyin.

video

Uzaklaşmayın, İsyan Etmeyin, Sahip Çıkın!

Türkiye'de bugüne kadar çocuk istismarı ile ilgili bir çok haber yapıldı, bir çok da, siirt'teki bebek sayılabilecek yaştaki çocuklara tecavüz edilip öldürülmesi ile ilgili haberler de göz ardı edildi. Bu tip göz ardı edilmeler, çocuk istismarı'nın en iğrenç boyutlarındaki bu toplumsal vakalar, geleneklerini kaybetmiş yozlaşmış bir toplumun ürünü olamakla beraber, siyasilerin ve medyanın uyduruk programları, kolay para kazanma hırsı gibi faktörlerle de daha ileri boyutlara ulaşmaktadır.

Bu gün de Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 14 ve 16 yaşında iki kız ve 16 yaşındaki bir erkek çocuğuna fuhuş yaptırdıkları iddia edilen ve ayrıca cinsel ilişkiye girdikleri tespit edilen 31 kişi gözaltına alınmış.

Git gide toplumsal değerlerimizden uzaklaşıyoruz. Kişiye olan saygıyı para ile ölçüyoruz, hal böyle olunca da bu tip olaylar alıp başını gidiyor. Kısacası bu tip haberlere isyan edip, bu ülkenin çivisi çıktı, bu ülke de yaşanmaz demek yerine, toplumsal değerlerimize ve çocuklarımıza sahip çıkmalıyız ki onlar da bu iğrenç, insanlık dışı olayları yaşamasın ve göz ardı etmesin...

Son olarak sizlerle Yonca Tokbaş'ın yıllar önce hazırlamış olduğu, fakat daha yıllarca izlenmesi gereken çocuk istismarı ile ilgili video'sunu buyrun şimdi bir kez daha izleyin. Ayrıca buraya tıklayıp bu video'yu sunu olarak bilgisayarınıza kaydedebilirsiniz.

video

23 Nisan'ın 90. Yılına Damgasını Vuran Olaylar

Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 90. yılında iyisiyle, kötüsüyle uzun süre hafızlardan çıkmayacak olaylar meydana geldi.

Bu yazımda da dün, 23 Nisan Bayramı ile ilgili meydana gelen en önemli 4 olay'dan bahsedicem. Tabiki olayları benim bakış açıma göre seçtim ama sırayı olayların medyadaki populerliğine göre oluşturdum. Gelelim 23 Nisan'ın 90. yılında yaşanan başlıca olaylara:

En çok bilinen ve ses getiren olay malumunuz Bodrum'un Cumhuriyet İlköğretim Okulu anasınıfındaki öğrencilerin Arjantin tango gösterisinde Gizem Uysal'ın partneri Ömer Özer'e sırını dönmesi ve gösteri boyunca Ömer'in tüm ısrarlarına rağmen direnip dans etmeyişi idi.

Bu olaydan sonra sırayı Gaziantep Kamil Ocak Stadyumu’ndaki kutlamalar da, bazı çocuklar protokolde oturup kutlamaları seyrederken 2 öğrencinin protokolde çay servisi yapmaları, yani kendi bayramlarında çalıştırılmaları ilgili haber aldı.

Dikkatleri çeken bir diğer olay ise, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 23 Nisan nedeniyle koltuğunu bıraktığı 4. sınıf öğrencisi Elgin Koçubaba'nın "Ben konuşmama başlayayım mı?" sorusuna. Başbakan "Yetki artık senin. İster asarsın ister kesersin. Her şey sende" diyerek cevap vermesi ve bir gazetecinin "Sayın Başbakan’ım başkanlık sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz" sorusuna "Bu konuda sayın Başbakan’a katılmıyorum. Başkanlık sisteminin gelmesini istemiyorum. Ulu önder Atatürk ülkemiz için Cumhuriyet’i uygun gördü. Ülkemiz için en iyisinin Cumhuriyet olduğunu düşünüyorum’ cevabını vermesi oldu.

En son sıradaki olay ise, Diyarbakır Atatürk Stadyumunda Öğrencilerin Dans gösterisindeki potpuride, PKK'nın 1988 yılında Mardin'in Nusaybin İlçesi’ndeki Bagok Dagı’nda çatışmada ölen 20 terörist için bestelediği ve marş olarak kullandığı ‘Çiyaye Bagoke’ (Bagok Dağı) şarkısının da bulunması, yani Diyarbakır’daki 23 Nisan kutlamasında PKK marşının çalınmasıydı. Bu olay 23 Nisan'ın bence en dikkat çeken olayıydı ama ne yazık ki medya da diğer olaylar kadar yankı bulmadı, her zamanki gibi.

Kısacası bu 23 Nisan bayramı, bu 4 olayla birlikte anıldı ve uzun süre de anılacaktır.
Alt satır da anlatmış olduğum ilk 3 olaya ait haberlerin ayrıntılı videoları bulunmakta. Buyrun izleyin.

video

Hepimizin 23 Nisan Bayramı Kutlu Olsun

Bir kaç gün önce 23 nisan da blogumu bir çocuğa devredeceğimi belirtmiştim. İşte o gün geldi çattı. Sevgili Cankız Onur Kum'un aracılığıyla Mimar Sinan Okulları'ndan Ömer bu blogun konuk yazarı oldu. Kendine ve Cankız ablasına teşekkür ediyor, Ömer'in 23 Nisan'a ile ilgili mesajını ve çalışmalarını sizlere sunuyorum.


Merhaba ben Ömer
Hepimizin 23 Nisan Bayramı Kutlu Olsun :)




Not: Eğer fotoğrafın ve çalışmaların daha büyük boyuttaki orjinal hallerini görüntülemek isterseniz buraya tıklayınız.

"Ağzıyla Kuş Tutmak" Diye Buna Denir

Jaycee Rousseau adlı bir fotoğrafçı Güney Afrika’daki Kgalagadi parkında bir kedi'nin alçaktan uçan bir kuşu yakaladığı anı fotoğraflamış. Olay şu şekilde gerçekleşmiş:

Kedi Hiç beklenmeyen bir anda 2 metre yükseğe zıplamış. Kedinin bu hareketine, kuş havada yaptığı bir hamleyle karşılık vermiş. Fakat kedi bu harekete karşılık ters takla atarak ağzıyla kuşu kanadından yakalayıp bir güzel yemiş. Kısacası Jaycee Rousseau "Ağzıyla Kuş Tutmak Diye Buna Denir" dedirtecek bir ana denk gelmiş ve bu anı iyi bir biçimde fotoğraflamış. Size de aşağı da ki gif'ten bu meşhur deyim'in fotoğraflanmış halini izlemek düşüyor.

Loadtr.Com

Türklerin Atası Atatürk'tür

Aslın da Atatatürk Türklerin Atası değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusudur. Fakat Türk milleti örnek almak ve izinde yürümek için ona Türklerin atası anlamına gelen Atatürk demiştir.

Dolayısıyla da Atatürk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Atasıdır.

Yazının sonunda da bu konuya uygun Rüzgar Atsız'ın Atatürk'ün resimlerini ve videolarını Mehter Marşı'nın remixlenmiş haliyle birleştirerek meydana getirmiş olduğu bir video'yu iliştirdim buyrun izleyin.

video

23 Nisan'da Bu Blog Çocukların Yazılarını Bekliyor!

Öncelikle bilemeyenler için bu etkinlikten biraz bahsedeyim; geçen sene Cankiz Onur Kum'un başlatmış olduğu "23 Nisan'da Bu Blog Benim" etkinliğin, amacı bir günlüğüne blogları çocuklara bırakarak hem o günün anlam ve önemini yaşatmak, hem de çocuklara yazma ve paylaşma sevgisini aşılamaktır.

Hadi bakalım geleceğin blogcuları kollarınızı sıvayın, bu blog sizin yazılarınızı bekliyor.

Ben de geçtiğimiz sene bu etkinliğe ucundan, kıyısından katılmıştım. Ama bu sene daha kapsamlı olarak bu işe el atmak istiyorum. Belki etkinliğin biraz dışına çıkıyor olabilirim ama sorun değil. Kısaca, bu yazıyı okuyan çocuklar; ben bu blog da 23 Nisan'la igili bir yazı yada herhangi bir konu hakkında bir yazı yayınlamak istiyorum derseniz ve ebeveynler olarak çocuklarınızın yazdıklarını burada yayınlamak isterseniz, ad ve soyad belirtip buradan yada serkanozcalik@gmail.com adresinden yazılarınızı ulaştırabilirsiniz.

Son olarak bir grup ilköğetim öğrencisi'nin bir 23 Nisan günü seslendirmiş olduğu A'dan Z'ye Türkiye'miz şarkısı'nın bulunduğu video'yu buyrun izleyin.

Soykırım mı Demiştiniz?

Büyük Ermenistan rüyası için, sözde soykırım iddiaları tüm dünyaya da son sürat tanınıyor ve tanınmak zorunda bırakılıyorken, ABD'nin eski Başkanı Reagan`ın danışmanı Fein: Zamanında Beyaz Saray araştırma yapmış ve Ermeniler`in 2 milyon Müslüman Osmanlı`yı katlettiğini ortaya çıkarmış.

Ermeniler`in soykırım iddialarının kesinlikle asılsız olduğunu belirten Fein'in bu konudaki açıklamaları ise şöyleymiş: "Osmanlı İmparatorluğu`nun azınlıklara karşı müthiş sayılabilecek bir özen gösterdiği gerçeğini unutmamak gerekir. Azınlıklar, kendi dini özgürlüklerini ve hayatlarını son derece rahat bir şekilde sürdürdü."

"Ermeni terör çeteleri I. Dünya Savaşı sırasında Fransa ve Rusya ile birlikte Osmanlılar`ı öldürdü. Bu rakamın 2 milyon civarında olduğu bir gerçek. Ermeni kayıplarının ise 500 bin civarında olduğu araştırmalarla kanıtlandı. Burada asıl önemli konu, Ermeniler`in ihanetidir. Osmanlı da kendisini savundu. Özellikle ABD`de yaşayan Ermeniler, soykırım yalanı ile büyük rant sağlıyor."

"ABD yönetimi de büyük paralar döndüğü için Ermeniler`i karşısına almak istemiyor. Ermeniler ısrarla kendi arşivlerini açmıyor. Çünkü yıllardır soykırım yalanı ile dönen rantı kaybetmek istemiyorlar. Arşivler açıldığı anda gerçek ortaya çıkacak." demiş.

Ayrıca önümüzdeki günlerde piyasaya çıkacak olan tarih felsefecisi ve araştırmacısı Güven Aykan'ın 1.Haçlı Seferi sırasında Fransızların Türkleri katlettikten sonra pişirip yediklerini iddia ettiği "Belgelerle İnanılmaz Vahşet ve Fransızların Gizlediği Soykırım" kitapta 1096 yılından itibaren, Fransızların Türk topraklarına girişiyle birlikte başlayan olaylar, Haçlıların yaptıkları zulüm ve katliamlar, aç kalan Fransız askerlerinin Türkleri öldürdükten sonra etlerini yemeye teşvik edilmesi, kadın ve çocukların katledilmesi, o dönemi yaşayan tanıkların anlatımları ve tarihsel gerçeklikler konu edilmiş.

Yani bunlar gibi daha nice olaylar varken, mesela Hocalı Katliamı ve daha aydınlatılamayan niceleri, Birileri Osmanlı Soykırım mı Yaptı Demişti?

Kağıt Filmi

Sloganı "Hangi kağıt hayattan daha değerlidir" olan Kağıt filmi Sinan Çetin'in yazıp yönettiği 3. film olmakla beraber konusu itibariyle de en etkileyeci filmi de olacak gibi gözüküyor. Kendisi de bu film için "Saçma sapan yasaklar koyanların hiç yargılanmamasını eleştirdim" demiş.

Yasakları ve devleti sorgulayan ve epey ses getireceğe benzeyen Kağıt filmi'nin konusu kadar etkileyici olan fragman'ını buyrun izleyin.

video

Okul Kıyafetleri Nasıl Olmalı?

Milli Eğitim Bakanlığı öğrencilerin kılık kıyafetlerinin değişikliği konusunda bir kaç yıldır değişiklik yapacak dendi, bu konu da bir sürü girişim oldu, ama hala bir sonuca varılamadı. Fakat Milli Eğitim Bakanlığı bir dahaki eğitim sezonuna okullardaki kıyafet reformunu bitirmiş olarak girmek istiyor. Bunun için önceki gün Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi sitesinde öğrencilerin ve velilerin kıyafet konusunda görüşü almak için şu adreste bir anket düzenlenmiş. Bu ankete, yazılan doğrulama kodunu ve TC kimlik numaranızı katılarak katılabilir ve görüşünüzü bildirebiliyorsunuz. Ancak sistem dünden beri pek randımanlı çalışmıyor, yada çok yoğun. İleriki günler de düzelir umarım. Unutmadan bu anketin katılım süresi 30 nisan da bitiyormuş.

Anketin ardından bakanlık tarafından kurulan komisyonun, mayıs ayında bir dizi görüşme yapacağı belirtilmiş. Daha sonra da görüşü alınacaklar arasında Milli Eğitim müdürlükleri, ilköğretim müfettişleri, okul aile birlikleri, sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler varmış. Bu görüşmelerin ardından öğrenci kıyafetlerinin serbestliğinde bir karara varılacakmış.

Nitekim bir daha ki eğitim sezonun da okul kıyafetleri belli bir oran da serbestlik olacak yada bir kısım değişikliklere gidilecek. Okul kıyafetleri'nin serbest olması konusun da ilkokul da okuyan çocuğu olan birisine bu konuyu anlattığım da bana "Okul kıyafetleri bir olmalı, değişiklilik çirkin olur, arada ezilen çocuklar olur ve çirkin görüntüler oluşabilir" dedi.

Bu soruyu tanıdığım bir öğretmene sorduğumda da "Ben bu reformun olmasını istemiyorum şahsen. Çünkü öğrenciler birbirleri ile kıyafet yarışına girebileceğini ve fakir öğrencilerin ezileceğini düşünüyorum" dedi. Açıkçası benim görüşlerim de bu söylenenlerden pek farklı değil.

Peki bu yazıyı okuyan ebeveynler ve öğretmenler olarak sizlerin bu konudaki görüşleri nelerdir?

Türkiye ve Hayata Dair Blog Ödülleri'nde

2010 Blog Ödülleri ve Altın Klavye yarışmaları sona erdi ve Türkiye ve Hayata Dair her iki yarışmada da 3. oldu. Oy vererek desteklerini esirgemeyen herekese teşekkür ederim. Yarışma sonuçları için detayklı bigi, video ve fotoğraflar için buraya tıklayabilirsiniz.

Aslında bu yazıyı cumartesi günü hazırlayacaktım. Fakat bir önceki yazım da belirttiğim gibi haftasonunu Pehlivanköy'de geçirdiğim için bu güne kaldı. Bu yıl bir önceki sene olduğu gibi Blog Ödüllerin de Haber- Gündem kategorisinde ve ayriyaten Altın Klavye Blog Ödülleri'nin Genel kategorisinde yarışmaktayım. Siz de bu blogu beğeniyorsanız sadece bir kaç dakikanızı ayırıp aşağıda belirtmiş olduğum işlemleri uygulayıp destek olabilirsiniz.

Zaten bu 2 yarışmada da halk oylamaları sadece belli bir yere kadar etkili oluyor. Son kararı jüri üyeleri veriyor. Şu yazım da blog ödülleri hakkında bir kaç kelam etmiştim. Gerçi blog yazarı iseniz bu bilgileri çoktan edinmişsinizdir ve oylarınız kullanmış olabilirsiniz. Yine de hala bu yarışmalar da oy kullanmamışsanız ve bu siteyi desteklemek isterseniz Bö 2010 için buraya Altın Klavye için de buraya tıklayabilirsiniz.

Gelelim bog yazarı olamayan ve bu yarışmalardan haberi olmayan, fakat bu siteyi desteklemek isteyenlerin yapması gerekenlere.

BÖ! 2010 Blog Ödülleri İçin:

İlk önce buraya tıklayarak kayıt olmalısınız.

Daha sonra cep telefonu numaranızı girmelisiniz çünkü Blog Ödülerinden size dogrulama kodu gelecek ve manipülatif oyları engellemek için sonraki adımda bu kodu kullanarak üyeliginizi aktif edeceksiniz.

Doğrulama kodunu girdikten sonta kişisel bilgiler sayfası karşınıza gelecek bu sayfayı doldurup doldurmamak tamamen size kalmış. Eğer doldurmak istemezseniz "Formu geçelim, hemen oy vermek istiyorum" yazısına tıklayıp, tarayıcınızın adres çubuğuna http://2010.blogodulleri.com/frame/show/tuerkiye-ve-hayata-dair-182 bu adresi yapıştırıp kısa yoldan, yada Haber Gündem Kategorisinde Türkiye ve Hayata Dair'i bulup oyunuzu verebilirsiniz.

Altın Klavye Blog Ödülleri İçin:

Bu yarışma da Oylama blogger'in anket sistemi ile yapıldığından oy kullanmak oldukça basit. Sadece buraya tıklayıp. Karşınıza gelen sayfada turkiyevehayatadair.com yazının içindeki daireciği işaretleyip vote butonuna basmanız yeterli olacaktır.

Son olarak buyrun 2010 Blog ödülleri'nin reklam filmini izleyin.

Pehlivanköy İlçesi


Bu haftasonu hasta ziyareti sebebiyle eşimin memleketi Kırklaeli'nin bir ilçesi olan Pehlivanköydeydik. 850 yılında Bizans imparatoru III. Mikail, güneydoğuda kendisine zorluk çıkaran Palivkain aşiretini bu bölgeye getirmiş ve bu ilçe adını ilk olarak bu aşiretten almış ve sonradan aslı hristiyan azizlerden Aziz Pavulos'tan gelen Pavli adını almıştır.

Daha sonra da 1363 yılında Hacı İlbey ve Evrenus Paşa bölgeyi fethedip, Osmanlı Devleti sınırları içine sokmuş. Osmanlı döneminde de topraklarda Bulgarlar yaşamış ve 1829'da Osmanlı Rus savaşında Edirne'yi işgal eden Rus birlikleri Pehlivanköy'e de girmişler. Topraklar 1877-1878 "93 Harbi"nde de bir yıl Rus işgali altında kaldmış. Ayestefanos Antlşaması ile kurulacak Bulgaristan Prensliği'nin bir parçası olmuş. Ancak bölgede kurulacak Rusya destekçisi bir devlete karşı çıkan İngilizler yüzünden imzalanan Berlin Antlaşması'nda Osmanlı topraklarına bırakılmıştır. Daha sonraki yıllarda Rodop bölgelerinden büyük göç almış ve bölge halkının çoğunluğunu Pomak gurupları oluşturmuş.

Pomakça daha geçmiş yıllara kadar geçerliliğini koruyan bir dil olarak kalmış. İlçeye bağlı Kuştepe köyü tamamen Pomak olup çocukları ancak ilkokulda Türkçe öğreniyormuş. Milli mücadele döneminde, Balkan Savaşları sırasında da bir yıllık işgal altında kaldı ancak Bulgar'lardan geri alınmış ve Pehlivanköy'de yaşayan Bulgarlar Osmanlı Devleti sınırları dışına çıkarılıp dışarıda kalan Pomaklar bölgeye yerleştirilmiş. I. Dünya Savaşı sonrasında da Yunanlılar tarafından işgal altında kaldı. Yunan işgali de iki yıl sürmüş. 9 Kasım da işgal sona erip Pehlivanköy Türk toprakları arasına katılmış.

Cumhuriyet Döneminde ise, 1935'ten 1941 arasında Trakya başmüfettişliği görevini üstlenen Kazım Dirik tarafından bölgeye çok yardım edilmiş. Halka hayvancılık konusunda eğitim ve Macar mimarlar tarafından ilçedeki Atatürk Meydanı, Mehmetçik parkı yaptırılmış halka spor malzemeleri sağlanmış. Bir süre sonra da Babaeski'ye bağlı bir bucak olan Pehlivanköy 1957'de ilçe olmuştur. Pehlivanköy ilçesine bağlı köyler ise Kuştepe, Doğanca, Yeşilpınar, Akarca, Hıdırca, Kumköy, Yeşilova, İmampazarı'dır. Pehlivanköy ile benim verebileceğim bilgiler bu kadar şimdilik isterseniz buraya ve buraya tıklayıp daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Bu benim Pehlivanköy'ü 2. ziyaretimdi ve bu ilçe'nin neyi meşhur derseniz şu an için şu 2 cevabı verebilirim. Birisi 100 yıllık bir gelenek olan trakyanın en meşhur panayırı, festivali olan 18 eylül de başlayıp 22 eylül de sona eren pavli panayırı (pavli panayırı hakkında detaylı bilgi edinmek için buraya tıklayabilirsiniz.) diğeri ise yaprak dökümü ağacı olarak bilinen Türkiye'nin en meşhur palamut ağacı.

Sadece bu ağaç'ı görmek yanında fotoğraf çektirmek için bir çok kişi buraya gelmiş. Gerçi bu ziyaretim fotoğraf çekimi için pek uygun değildi bir çok açıdan ve bu iş için pek vaktim de yoktu, fakat yine de Pehlivanköy'ü gezerken Yaprak dökümü ağacının ve ilçenin fotoğraflarını çekeyim ve sizlerle paylaşayım dedim.

Lin Yu Chun-I Will Always Love You

Acun Ilıcalı'nın düzenlemiş olduğu Yeteneksizsiniz yarışması bana ve bir çok kişiye göre fos çıkarken, diğer ülkeler de peşi sıra oldukça yetenekli ilginç insanlar dünya çapında ün sahibi oluyorlar. Bu örneklerin en önemlilerinden biri Susan Boyle idi şüphesiz. Son günlerde de Tayvan'da düzenlenen bir yetenek yarışmasında Whitney Houston'ın yani "The Bosyguard" filminin ünlü "I will Always Love You" adlı şarkısını

yarışmacı değil sadece konukken seslendiren 24 yaşındaki Lin Yu Chun da dünya ünlü yeteneklerden biri olma yolunda ilerliyor. Aynen Susan Boyle gibi dış görünüşüne pek önem vermeyen "Küçük şişman" lakablı Lin Yu Chin Soprano tarzı benim de oldukça beğendiğim o güzel sesi ile daha çok ses getireceğe benziyor. Buyrun o güzel sesi dinleyin.

video

Yunus Emre

Yunus Emre "Din tamam olunca doğar muhabbet" diyen, İslam'ın sabır, kanaat, hoşgörürlük, cömertlik, iyilik, fazilet değerlerini benimsemeyi aşılamış olan ve hala aşılayan, "Yaradılanı hoş gör, Yaradan'dan ötürü" diyerek insan sevgisini ilahi sevgi ile nasıl bağdaştırdığını gösteren Türk şiir'inin kurucusu, Türk şairleri'nin öncüsüdür.

Yunus Emre'nin hayatı ile ilgili gerçekler hala tam olarak aydınlatılabilmiş değil. Sadece bazı öngörümler, tahminlerden ve bazı ip ucu bilgilerden yola çıkılarak birtakım bilgiler edinilmiştir.

Yunus Emre ve şiirleri ile ilgili internet'te bir çok içerik bulabilme imkanı olduğu halde bu içeriği oluşturmamın amacı ise her şiir'inde yolu insanlığa çıkaran bu büyük Müslüman, Türk şairi'ni kendi bakış açımla anlatmak istemem ve aşağıda okuyup, videolarını dinleyebileceğiniz, Yunus Emre'nin benim en çok beğenmiş olduğum şiirlerini sizlerle paylaşmak istemem aslında.

Elhamdülillah

Haktan gelen şerbeti içtik elhamdulillah
Şol kudret denizini geçtik elhamdulillah
Şol karşıki dağları meşeleri bağları
Sağlık safalık ile aştık elhamdulillah

Kuru idik yaş olduk kanatlandık kuş olduk
Birbirmize eş olduk uçtuk elhamdulillah
Vardığımız illere şol safa gönüllere

Halka tapduk manisin saçtık elhamdulillah
Beri gel barışalım yad isen bilişelim
Atımız eğerlendi estik elhamdulillah
İndik Rum’u kışladık çok hayır şer işledik

Uş bahar geldi geri göçtük elhamdulillah
Dirildik pınar olduk irkildik ırmak olduk
Artık denize dolduk taştık elhamdulillah
Taptuğun tapusuna kul olduk kapusuna
Yunus miskin çiğ idik piştik elhamdulillah


video

Gel Gör Beni Aşk Neyledi- Baştan Aşağa Yareyim

Ben yürürüm yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne âkilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh akarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Akar suların çağlarım
Dertli ciğerim dağlarım
Şeyhim anuban ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi

Ya elim al kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi

Ben yürürüm ilden ile
Şeyh anarım dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aşk neyledi

Mecnun oluban yürürüm
Ol yâri düşte görürüm
Uyanıp melûl olurum
Gel gör beni aşk neyledi

Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost elinde avareyim
Gel gör beni aşk neyledi

Edirnekapı Tramvay Kazası

Geçen günler de Zeytinburnu-Bağcılar tramvay hattın da 3 öğrenci yaşamını yitirmişti. Az önce yine bir tramvay kazası meydana gelmiş. Ama mevki bu sefer Edirnekapı. Edirnekapı- Sultançiftliği arasında çalışan tramvay, Demirkapı-Topçular istasyonu arasında bulunan Topçular Tünel çıkışında bir yayaya çarpmış. Tramvayın çarptığı 50 yaşlarındaki Hacı Emin Sadıklı 8 metre sürüklendikten sonra ölmüş.

Olay görgü tanıklarından alınan bilgiye göre şu şekilde gerçekleşmiş, 50 yaşlarındaki Hacı Emin Sadıklı, Edirnekapı-Sultançiftliği arasında çalışan tramvay hattının Demirkapı-Topçular istasyonu arasında bulunan Topçular Tüneli çıkışında yolun karşısına geçmek istemiş, bu sırada üzerine doğru gelen kamyondan kaçmak amacıyla girdiği tramvay yolunda tramvayın altında kalarak yaşamını yitirmiş.

Kazanın olduğu bölge de trafik ışıkları çalışmadığı için sık sık ufak tefek kazalar oluyormuş zaten. Geçen günler de yaşanan tramvay kazasında da olay yerinde üst geçit olmaması dikkatleri çekmişti. Sonuç itibariyle yaşanan bu son kaza Türkiye'de en ucuz şeyin insan hayatı olduğunu göstermekte...