Hayko Cepkin Demedim mi?

Hayko Cepkin Trt'de yayınlanan "Sufi Klipler" programında Pir Sultan Abdal'ın bir deyişi olan Demedim mi ilahisini seslendirmiş. Bana kalırsa klipte, Hayko Cepkin'in yorumuda gayet güzel. Eğer klibi izlemediyseniz buyrun izleyin, izledinizse de yine izleyin. Çünkü ben defalarca izledim ve hala bıkmadım :)

Sufi Klipler programı ise Ramazan ayı boyunca seyircide yükseleceği ön görülen manevi duyguları pekiştirmek amacıyla Türk Tasavvuf Musikisi’nin gözde örneklerini, ilahilerin sözlerindeki incelikli anlamı, çarpıcı ve yenilikçi görsel imajlarla desteklenmiş şekilde izleme fırsatı bulabileceğiniz bir programmış.

Bende bu program yapımcılarını kutluyorum böylesine farklı ve iyi bir proje oluşturdukları için. Ermeni asıllı olan Hayko Cepkin'in Demedim mi ilahisini böylesine içten ve iyi söylemeside hoşuma gitti.

Demedim mi? Dizelerinin Mevlana Celaleddin Rumi ile ilgili Rivayeti ise;

Selçuklu Hükümdarı Rüknettin Moğol Şenliği için Kayseri’ye çağırılır. Rüknettin bu şenliğe gidip gitmemekte kararsızdır ve Mevlâna’ya danışır. Mevlâna ise ondan gitmemesini istemektedir. Oysa Rüknettin Kılıç Arslan Mevlâna’yı dinlemez ve şenliğe gider. Orada Rüknettin’i zehirleyerek öldürürler. Bunun üzerine Mevlâna aşağıdaki dizeleri gönlünden dökmüştür:

Oraya gitme demedim mi sana?
Seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi benim?

Bir gün kızsan bana, alsan başını yüzbin yıllık yere gitsen
Dönüp kavuşacağın yer benim demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma
Demedim mi sana yaraşır otağ kuran benim asıl.
Onu süsleyen bezeyen benim demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana.
Sen bir balıksın demedim mi,
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın.
Senin duru denizin benim demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan benim,
Senin kolun kanadın benim, demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
Demedim mi tövbeni bozarlar senin.

Oysa senin ateşin benim, sıcaklığın benim demedim mi?
Onu süsleyen bezeyen benim demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana.
Sen bir balıksın demedim mi,
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın.
Senin duru denizin benim demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan benim,
Denin kolun kanadın benim, demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
Demedim mi tövbeni bozarlar senin.

Oysa senin ateşin benim, sıcaklığın benim demedim mi?

video

Osmanlı Tabloları

Osmanlı sanatını yansıtan osmanlı tablolarından, osmanlı resimlerinden oluşan gayet güzel hazırlanmış bir videoyu paylaşıyorum bu sefer sizlerle.

Buyrun izleyin.

video

Adını Sen Koy Filmi

Tuna Kiremitçi’nin ilk uzun metrajlı 4 aralık'ta vizyona girmesi beklenen filmi Adını Sen Koy’un çekimleri tamamlanmış ve ilk fragmanı çıkmış bende sizlerle paylaşayım dedim.

Film'in Başrollerini meşhur ıssız ada Melis Birkan, Cemal Toktaş, Ali İl ve Ahmet Mümtaz Taylan paylaşmış.

Filmin konusuna gelecek olursak:

Can, bir hafta sonra evleneceği Aybige’yi çocukluk arkadaşı Ilgaz’la tanıştırdığında, garip bir şey olur: Ilgaz, Aybige’ye şaşılacak kadar soğuk davranır. Arkadaşının bu tavrı, Can’ın nişanlısından kuşku duymaya başlamasına, Aybige’nin de huzursuz olmasına yol açar. Ama Ilgaz’ın ağabeyi Harun çıkagelince, olayların seyri değişir. Beklenmedik sırların açığa çıkmasıyla nikâhtan önceki son hafta hayatlarının sınavına dönüşür.

Adını Sen Koy filminin şu anki fragmanı her ne kadar çok kısa ve film hakkında pek fazla ipucu vermesede bu film sinemada izlemeyi düşündüğüm filmler arasında şimdiden.

video

Hz Muhammed'in Hayatı

Bu seferki paylaşımım Sevgili peygamberimiz Hz Muhammed'in hayatı ile ilgili size böyle bir insan görmedim dedirtecek bir video. Ayrıca peybamberimiz Hz Muhammed'in hayatı ile ilgili geniş bilgilere buraya veya buraya tıklayarak, peygamber efendimiz'in hayatı ile ilgili belgesele buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
video

Nefes Filmi

Irak sınırında görevli 40 askerin hikayesinin anlatıldığı Nefes filmi mehmetçiğin destansı öyküsünü anlatmakta.

Bir yandan Kürt açılımı bir yandan da şehit haberleri ile bunalmışken 16 Ekim'de ayında vizyona girecek "Nefes" filmi epey ilgi göreceğe benziyor.

Filmin başrol karakteri yüzbaşı, bir askerin nöbet sırasında öldürülmesi üzerine, geri kalan askerlerine, izleyiciyi ağlatan bir konuşma yapıyor.

Filmin senaryosu aynı zamanda filmin yönetmeni olan Levent Semerci ile Mehmet İlker Altınay ve Hakan Evrensel'e ait. Senaryo Hakan Evrensel'in 'Güneydoğudan Öyküler' adlı kitabından uyarlanmış.
Kitabında Güneydoğu'da yaşanan terörü anlatan Hakan Evrensel, askeri okul mezunuymuş. Uzun yıllar Güneydoğu'da subay olarak görev alan Evrensel, kendi isteğiyle ordudan ayrıldıktan sonra tanıklıklarını kitaplaştırmış.

Levent Semerci'nin yönetmenliğini yaptığı film, Antalya'nın Kemer İlçesi yakınlarındaki Tahtalı Dağı'nda çekilmiş. Film için dağda, 2365 metre yükseklikte, küçük bir karakol kurulmuş.
Film, gerçek bir hikayeden yola çıkılarak yazılmamış.
Bugüne kadar görülen, duyulan ve yaşanan olaylar birbirine eklenerek, tamamen kurmaca olaylar ve karakterler yaratılmış.

40 askeri canlandıracak yetenekli, zamanı bol ve ünlü olmayan isimler seçilmiş.

Çekimler Tahtalı Dağı'nın yanı sıra Gömbe, İstanbul ve İzmit'te yapılmış

Hazırlık aşamasında bölgede görev yapmış emekli askerlerle ve askerliklerini orada yapmış gençlerle konuşulmuş

Hazırlıklarına iki yıl önceden başlanan filmin çekimi 140 gün sürmüş.

Oyuncular bir ay, emekli bir eğitim subayı tarafından gerçeğe birebir uygun şartlarda eğitim almış.


Aşağıda yayınlamış olduğum filmdeki bir sahneden alınmış videoda geçen diyalog:

Yüzbaşı: Kamil Ateş sen öldün! Karın var mı?

Asker: Var komutanım.

Yüzbaşı: Lojmanda mı kalıyor?

Asker: Evet komutanım.

Yüzbaşı: Söyle hemen yeni ev arasın. Lojmanda çok fazla tutmayacaklar. Çünkü sen öldün. Anan, baban hayatta mı?

Asker: Evet komutanım.

Yüzbaşı: İyi cenazeni ona göndeririz. Sen!

Asker: Hakan Atakan, Hatay. Emret komutanım!

Yüzbaşı: Öldün sen Hataylı. Annenizin gözü yaşlı, hüngür hüngür ağlıyor kadın.
Komşularınızın kolları arasında.
Bileklerini ovuyorlar kolonyayla. 'Evladım' diye ağlıyor.
Babanız da ağlıyor.
Göstermiyor ama yıkılmış bir köşeye içten içe ağlıyor adam.
Ama ağzında bir cümle, 'Vatan sağolsun, memleket sağolsun, bir oğlum olsa onu da gönderirim' diye ağlıyor.
Aldılar hepinizi, aldılar.
Gönderdik cenazeleri ailenize, kurşun izlerini silerler, yıkarlar sizi.
Bir güzel de bayrağa sararlar.
Böyle öldü.
En değer verdiğim adam böyle öldü.
Ama uyuduğu için değil, buraya erken gelelim diye.
Koydular helikoptere, gönderdiler memleketine.
Televizyona bile çıkarsınız. 45 saniyeliğine kahraman olursunuz.
Çıkar süslü bir karı, hüzünlü sesle anlatır.
Hekim Bulut, karakol baskınında şehit düştü.
45 saniye.
Sonra da magazin haberleri.
Kahramanca mı savaştınız? Hayır.
Bu adam uyuduğu için öldünüz.
Kızmayın ona.
Kızmayacaksınız.
Kendinize kızın.
Burası bir birlik.
Arkadaşınla hareket edeceksin.
O uyusa bile uyumayacaksın.
Uyurken ölemeyeceksin! Uyursan ölürsün! Ölürsünüz! Sen uyursan herkes ölür.
Bak 'Hazırım' yazıyor.
Neye hazırsınız?
Uyurken ölmeye hazırsınız.
Uyumayacaksınız! Yemeyeceksiniz, dinlenmeyeceksiniz.
Sizin cesetlerinizi, sizin cenazelerinizi ailenize göndertmeyeceğim.
Ölmenizi yasaklıyorum.
Anlaşıldı mı asker?

Asker: Emredersiniz komutanım

video

Atatürk resimleri ve Atatürk'ün sevdiği şarkılar

Atatürk resimleri ve Atatürk'ün sevdiği şarkılardan oluşan bir video'yu paylaşıyorum bu defa sizlerle.

Buyrun izleyin.
video

Beraat Kandili-Gecesi

Bu aralar blogla pek ilgilenemiyorum. Malum iş güç birde araya nişan girince burayı bayağı boşladım. Nişan resimlerini merak eden arkadaşlar windows live spaces ve facebook profilime yüklediğim bazı resimlere bakabilirler.

Bir arkadaşımın bana Beraat gecesi yani Beraat kandili ile ilgili gönderdiği bir mail'i aynen yayınlıyor ve yazının sonuna Beraat kandili ile ilgili 2 video ekleyerek bu mübarek gecenin feyzinden yararlanmazı diliyorum.



Rahman ve rahim olan Allahım, bu gecede sen biz insanların yari ol, yardımcımız ol, azımızı çok, noksanımızı tamam eyle, hanelerimize bereket , vücudumuza sıhhat, gönlümüze muhabbet ver, dertli kullarına deva, borçlu kullarına eda ihsan eyle, sen bizi bizden iyi bilirsin yarabbi bizim kalbimizden geçen ama dilimizle ifadeden aciz olduğumuz muradımızı lütfunla bahşeyle yarabbi. Bu yazı dostlarıma ulaşınca onlar da amin diyeceklerdir inanıyorum çünkü ben duamı onlar ve tüm insanlar için ediyorum, duamı kabul eyle yarabbi. Amin.

Kanat vardır doğan'ı sultana götürür, kanat vardır kuzgun'u leşe getirir... Bilgisiz kişiye öğüt vermek, çorak
toprağa tohum atmak gibidir,,(Hz.mevlana)

Beraat Gecesi (Kandili)

Şaban ayının ondördüncü gününü onbeşinci gününe bağlayan gece.

Bu gece, değişik adlarla da anılmaktadır:

Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle 'Mübârek'; kulların günahlarının affolunması ve temize çıkmaları sebebiyle 'Beraet'; kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle 'Rahmet', geceyi iyi değerlendiren kulların seçilerek salih kullar arasına alınması sebebiyle 'Berae veya Sakk' adı da verilir.

Bu gecenin beş özelliği vardır:

1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.

2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.

3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.

4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.

5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban'ın onüçüncü günü, üçte biri Şaban'ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban'ın onbeşinci günü verilmiştir.

Anne ve babasını incitenler, büyücüler, başkalarına kin besleyenler içki düşkünleri bu gecenin faziletinden yararlanamazlar.

Bu konuyla ilgili olarak şu hadisler rivayet edilmektedir:

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu geceyi Hz. Âişe validemize tanıtırken şöyle buyurmuştur:

"Bu gece Şaban'ın onbeşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Benü Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem'den kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz. " (Buhârî, et-Tergîb ve't-Terhib, II, 118).

İnsanların bir sene içerisindeki rızıkları, zengin veya fakir olacakları ve ecelleri gibi mühim hususlar o gece içerisinde meleklere bildirilir. O geceyi ibâdet ve tâatla geçirmek ve nafile namaz kılmak sevaptır. Fakat o geceye mahsus belirli bir namaz şekli yoktur. Nitekim Peygamber Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve Allah'a şöyle dua etmiştir: "Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten âcizim. Sen seni senâ ettiğin gibi yticesin. " (et-Tergib, II, 119, 120).

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bizlere de şöyle buyurmuştur:

"Şaban ayının yarısı (Berâet gecesi) gelince: gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenâb-ı Allah o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu; onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu; rızık vereyim. Şifaâ dileyen yok mu; ifâ vereyim. "

"Allah Teâlâ Şaban'ın onbeşinci geresi (Berâet gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar. " (İbn Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38).