Dünya Nüfusu Değişimi

Dünya Nüfusunda ilginç değişimler yaşanmakta ve bu konu ilgili araştırmanın yer aldığı 7.30 dakikalık alt satırda paylaşmış olduğum belgesel'i izlemenizi tavsiye ederim. Araştırmaya göre 5 ila 7 yıl içinde İslamiyet dünyada hakim din olacakmış. İnşallah dedikleri bir bir gerçekleşir...
video

Aynadaki Düşman

Her salı 21:45'te Trt 1 ekranlarında olan "Aynadaki Düşman" dizisi yakın tarihimizdeki en utanç verici olaylarını anlatıyor ve isminden de anlaşılacağı gibi kendi gerçeklerimizle yüzleşmemizi sağlıyor.


Dizinin tanıtım videosu olan ve yakın tarihimiz'in utanç verici olaylarının anlatıldığı videoyu paylaşıyorum bu sefer sizlerle. Buyrun izleyin.

video

Vur Kadehi Ustam

Ferhat Göçer'in "Yolun Açık Olsun" albümündeki "Vur Kadehi Ustam" adlı son günlerde sılanın söylemiyle gündemde olan şarkıyı adını sanını bilmediğim seside kendiside, güzel olan bir kız gayet iyi yorumlamış.

Bende sizlerle paylaşmak istedim.

Buyrun izleyin.

video

Yunan Askerlerinin Zulmü


Dün akşam saatlerinde “macera olsun diye” Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu sahillerinden denize lastik bot ile açılan Onur Çetin ve Burak Bülbül, geç saatlerde Yunan kara sularına girmişler. Bu sırada yanlarına yaklaşan Yunan Sahil Güvenlik botundaki ekipler tarafından bota alınan Çetin ile Bülbül'ü "insan kaçakçısı oldukları" gerekçesiyle dövmüşler.

Onur Çetin ifadesinde şöyle demiş:
"Silah doğrultup bize halat attılar. Tekneye çıktığımızda Yunan Sahil Güvenliği olduğunu anladık. Bizi soyup 2 saten fazla dövdüler, bayıldığımızda denizden su alıp üzerimize döktüler. Sonra da üzerimizde ne varsa aldılar ve tek kürek verip bizi komalık halde bot ile denize bıraktılar.Allahtan bizim Türk Sahil Güvenliğimiz geldi, bizi alıp Küçükkuyu'ya getirdi."

Onur Çetin ve Burak Bülbül, bu davranışa maruz kalıp haklarına sahip çıkmazlarsa, yurtiçi ve uluslararası girişimlerde bulunmazlarsa, kendi haklarına, kendilerine ve insan haklarına saygı göstermedklerini göstermiş olacaktır. Haklarını yasal olarak aramazlarsa, bu davranışı yapan Yunanlılardan hiçbir farkları kalmaz bence.

Birde şu soru geliyor insanın aklına:
Bunlar gerçekten kaçak olan insanlara neler yapıyorlar kimbilir?
Bakalım bu gençlerin hakkını arayan bir babayiğit çıkacak mı?
Ama hiç sanmam. "Delil yok" der çıkarlar işin içinden... Maksat "komşu"ya ayıp olmasın... Faturayı bu arkadaşlara keserlerse de şaşmam...

Merhamet Eğitimi

Diyanet İşleri Başkanımız Ali Bardakoğlu, aile bireylerine yönelik şiddet olaylarıyla ilgili toplumda bir merhamet, şefkat eğitimine ihtiyaç bulunduğunu belirtmiş ve "Din eğitimi, bu konuda yapılması gerekenlerden sadece birisidir" demiş.

Her toplumda gözlenen cinayet, şiddet, soygun, hak ihlali ve benzeri suç ve günahların sürekli gündemde tutulmasının, bunların görsel ve yazılı

medyada geniş yer almasının, insanların dış dünya algısında ve gelecek tasavvurunda ciddi hırpalanmalara yol açtığını belirtip `"Her yerde hırsızlık, soygun var, her zengin bunu çalıp-çırparak kazandı, her makam sahibi torpille hak etmeden buraya geldi" gibi yargıların da toplumda yaygınlaşmasının, insanların çalışma azmini, hakka, hukuka riayet bilincini zayıflatacağını ifade etmiş.

Hocamız gençlere, hak ederek yükselen, emeği ile geçinen, dürüst, başarılı insanların örnek hayatların tanıtılmasının bu tür olumsuzlukların azaltılmasında önemli olduğunu vurgulamış.

Medyanın şiddet olaylarını verirken hassas ve özenli davranması gerektiğine de değinen Bardakoğlu, sözlerini şöyle devam etmiş.

Münferit olumsuz örnekleri Türkiye`nin genel manzarası gibi sunmamalıyız. Toplumda bir merhamet eğitimine, şefkat eğitimine ihtiyaç var. Çocuklarımızı küçük yaştan itibaren şefkatle merhametle insan sevgisiyle yetiştirmeliyiz.

Bilgisayar oyunlarından tutun da evde bulunan oyuncaklarla bile merhamet eğitimini vermeliyiz. Rüzgar eken fırtına biçer. Çocuklarımıza küçük yaşta yeterli ilgiyi ve sevgiyi göstermezsek, onları Allah ve Peygamber, vatan ve millet sevgisiyle yetiştiremezsek ileride ruh dünyalarının nasıl şekilleneceğinden emin olamayız demiş.

Bunu sağlamanın yegane yolu sadece din eğitimi değildir. Din eğitimi bu bütünün en önemli parçalarından birisidir. Bunu tamamlayan diğer adımların da atılması gerekir. Yani toplumun bu konuda etkili ve yetkili kesimlerinin, aydınlarımızın, siyasetçi ve bürokratlarımızın bu yöndeki gayretlerinin birleşmesi lazım.

Dinin rahmet ve merhamet çağrısına hepimizin ihtiyacı var, hepimiz buna kulak vermeliyiz. Bunu sadece din camiasının işi ve sorunu olarak görmemiz büyük yanılgıdır. Toplumda bir kısım insanlar iyi ve doğruya çağırıyor, hep merhameti, şefkati telkin ediyor, bir kısmı ise buna karşı duruyor, olmamalıdır.

Bir kısmı genel eğitimin bir parçası olarak din eğitimini doğru şekilde ve doğru zamanda verelim de toplumda karşılıklı sevgi ve saygı artsın, şefkat ve merhamet duyguları yeşersin istiyorken diğeri bu çağda bu olur mu? şeklinde bir tartışma açıyorsa burada bir gariplik yok mu? Bu tartışmaları yaparken, anne babalar, büyükler, yazarlar, aydınlar, bir bütünün parçası olduklarını ve aynı gemide bulunduklarını unutmamalı. Bu değerlere hepimizin ayrı ayrı ihtiyacı yok mu?

Bazı insanların, "yaptıkları yanlışları dinin onaylamasını isteme" gibi bir yaklaşımları olduğunu ifade eden Bardakoğlu, dinin hiçbir zaman aile bireylerine ve kadınlara yönelik şiddeti, haksızlığı onaylamayacağını vurgulamış.

Kültürleri oluşturan birçok unsur olduğuna işaret eden Bardakoğlu, Aile içi şiddet, kadına karşı şiddet, kız çocuklarına karşı şiddet, şehrin ortasında gasp, darp ve eşkıyalık artmışsa bu insanların bunu müftüye sorarak yapmadıkları aşikar. İnsanlar bunu, din onaylıyor diye de yapıyor değiller. Yani burada imamlarımız, müftülerimiz, camilerimiz gereken görevi yapmıyor gibi bir sonuca gitmek doğru değil. Biz tabii ki üzerimize düşeni yapmalıyız, ama herkes de yapmalı. Bu işi sadece öğretmene, sadece imama bırakırsak altından kalkamayız diye konuşmuş.

Sadece hutbe okuyarak bu sıkıntıların aşılamayacağına dikkati çeken Bardakoğlu, toplumsal sorunların çözümü için sosyal bilimcilerin, üniversitelerin, araştırma merkezlerinin, ilgili kurum ve kuruluşların kafa yorması gerektiğini söylemiş.

Ve son olarak ayrıca; İnsanoğlunun yüksek bilinç düzeyi, kavrama kapasitesi, akıl, basiret, irfan gibi özelliklerinin yanında zaaflarının da bulunduğunu ifade ederek, insanın olduğu yerde sorunların hep var olacağını da söylemiş.

Diyanet İşleri Başkanımız Ali Bardakoğlu'nun söylemleri bu kadar. Tam yerinde ve manevi açıdan büyük sorunlarımızdan birine değinmiş. Söylediklerine, çözümlerine katılmamak mümkün değil. Bu gidişata dur demek için tüm bireylerin hocamız'ın sözlerini dikkate alması lazım...

İstanbul

İstanbul bir yandan 2010 yılında "Avrupa Kültür Başkenti" olmaya hazırlanırken, ABD'de yayımlanan "Travel Leisure" dergisi'nin 14. kez düzenlenen Avrupa`nın en iyi kentleri listesin de Paris'i de geçerek 3 olarak yer almış. Bu listede Floransa birinci Roma ise ikinci olmuş. Aslında bu çok önemli bir olay değil fakat İstanbul'un tanıtımı açısından önemli bir sonuç. Gerçi bir çok eksikleri ve yaşanması bir çok açıdan zor olan bir şehir de olsa, İstanbul her zaman çoğu kişinin gözdesi, vazgeçilmezi olmuştur. Her ne kadar eskisi gibi temiz bırakmış olmamasak da.

Bu konuda sözü ustalara bırakıyorum bu ustalardan ilk'i ülkemiz'in tarih konusunda en güvenilir en iyi isimlerinden biri olan İlber ortaylı ve İstanbul hakkında ki son 2 yazısı olan "Kültür merkezi İstanbul" ve "İstanbul’da yaşam kalitesi" başlıklı son yazılarını okumanızı tavsiye ederim.

Bir diğer usta ise "Fotoğrafçı çok dolu olmalı... Resim bilecek, müzik bilecek, tiyatrodan anlayacak, çok okuyacak, anında karar verebilecek, yani çok zeki olacak... Zevkleri çok gelişmiş olacak, kültürü olacak... Bunlar varsa fotoğrafçı olur..." diyen Arda güler ve bu büyük usta'nın eski İstanbul fotoğraflarından oluşan yazının sonunda bulunan videosu sizlerin eski İstanbul'da güzel bir yolculuk yapmanızı sağlayacaktır. Kanal İstanbul

video

Erdal Demirkıran'ın Ulusa Seslenişi

Erdal Demirkıran Nam'ı diyar kendi deyimiyle dünyanın en akıllı insanı. Kendi ön geleceğini yazacak kadar uçuk ve idealist bir yazar, kişisel gelişim uzmanı ve kashna felsesinin kurucusu.Okuduğum "Sen Şimdi Gidecen ya Cehennemin Dibine Git" ve "Sadece Aptallar 8 Saat Uyur" adlarında 2 kitabı oldu şu ana kadar.

Son çıkan kitabının adı ise yine çok ilginç "Sadece Başbakan Okusun". Erdal Demir Kıran'ın kendi sitesi olmayan fakat hakkında bilgiler edinebileceğiniz web sitesi için buraya, Haber7 deki yazılarını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Son olarak bir tv kanalında ulusa sesleniş adını verdiği konuşmasının yer aldığı Türk bayraklarıyla bezenmiş bir video'yu sizlerle paylaşıyorum. Buyrun izleyin.

video

Çin'de Uygur Türklerine Yapılan Soykırım

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bir hafta önce ziyaret ettiği Çin'in kuzey batısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde bugün itabariyle Uygur Türkleri ile

Çinliler arasındaki çatışmada resmi rakamlar 140 ölü gayriresmi kaynaklar ise 600 kişinin öldüğünü iddia ediyor.

Yaralı sayısı 828 olarak bildirilmiş ve bölgenin başkenti Urumçi`de ise sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş.

Çin medyası, her ne kadar kavgaların sebebini, Uygur Türklerin`in Çinli kadınlara taciz etmesi olarak gösterse de gerçek yıllardan beri apaçık ortada.

Uygur Türklerine yapılan soykırım her geçen gün daha da şiddetlenerek devam ediyor kısacası. Biz ne yapıyoruz peki çin mallarını hala kendi üretimimizi baltalayarak ithal ediyoruz.

Bu ırkçı ülkenin adi ve ülke ekonomimize büyük darbe vuran mallarına neden bir kota uygulanmaz. Yada neden boykot edilmez anlamıyorum. Gerçi çin malı ürünlerle o kadar haşı neşir olduk ki. Ben bile çin malı bir ürün almak istemesem de çoğu zaman farketmeden almış oluyorum...

Yazının sonunda bu konuyu özetleyen bir video var buyrun izleyin.

video

Ergenekon

En son Albay Dursun Çiçek olayı ile gündem'e gelen Ergenekon operasyonu ülkemiz'in gündemini uzun zamandır meşgul etti ve edecek gibi gözüküyor.

Can Dündar 1997 yılında 40 dakika adlı programın da Ergenekon konusuna tüm detayları ile değinmiş. Bende sizlerle bu program'ın en önemli kısımlarından birini paylaşmak istedim.


Bu konu ile ilgili haber'i okumak ve program'ın tamamını izlemek için buraya, program'ın tam metnini okumak için ise buraya tıklayabilirsiniz.

Ergenekon ile ilgili ilk blogum olduğu için sade bir başlık kullandım.
Bu yazımı da anlayabilene çok şey ifade eden Mustafa Kemal Atatürk'ün

"Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerideki cephenin suskunluğudur" sözüyle bitiriyorum.

video

Runes of Magic

Runes of Magic Knight online'nin Türkiye'de yüksek bir oyuncu kitlesine ulaşmasından sonra Türkçeye çevrilerek bize sunulan en iyi oyunlardan biri olma yolunda. Ülkemizde popüler olan ve Türkçe'ye çevrilen mmorpg oyunları'nın


çoğu basit grafiklere sahipdi. Ancak Runes of Magic digerlerinden çok daha kapsamlı kaliteli grafiklere sahip ve çok daha zevk veren bir oyun olarak göze çarpıyor.

Oyunun yapımcı şirketi Gamers First'in Halkla İlişkiler Direktörü Bryan Davies “Free2Play oyun modellerinin dünyadaki öncülerinden biri olmak bizlere mutluluk veriyor. Runes of Magic oyununda da bu trendi devam ettireceğiz. Oyunculara keyif verecek bir senaryoya ve başarılı grafiklere sahip olan Runes of Magic ücretsiz olarak indirilip oynanabilecek. Runes of Magic oyununu Türk oyuncusuna uygun olarak tasarladık. Oyunun dili Türkçe ve kullanılan silahlar Türk kültürüne uygun olarak tasarlandı. Bu durum da bizim Türk oyunculara verdiğimiz değerin bir göstergesi.” demiş.

Bence de oyunun en güzel yanı yukarıda belirttigim gibi tamamen Türkçe olarak çıkacak olması daha da önemlisi zırhlarda türk motiflerininde kullanılması. Fakat oyunun bedava olarak oynanması bir eksi olabilir. Haliyle yaş seviyesi oldukça düşecektir.

Runes of Magic oyunundaki bazı özellikler ise;

-Geniş kapsamlı sınıflandırma sistemi. İstenirse ikinci bir sınıf da seçilebiliyor. Bu “Çift Sınıf” sistemi oyuncuların mevcut sınıflar arasında seçim yapabilmelerini ve kendi melez sınıflarını yaratmak için yeteneklerini eşleştirebilmelerini sağlıyor.

-Eşyaların üst seviyeye yükseltilebilmesini sağlayan aktif sistemiyle oyuncular kendilerini daha güçlü kılacak eşyalara sahip olabiliyor.

-Düello, savaş meydanları, lonca savaşları, sunucu sunucuya karşı PvP ve zengin bir oyuncu oyuncuya karşı sıralama sistemiyle, oyuncular kendilerini karanlığın veya aydınlığın güçleri olarak sınıflandırabiliyor ve her birinin kendine özgü armağanlarını toplayabiliyorlar.

-Oyun tutkunları 600′den fazla maceraya atılabiliyor ve günlük olarak tekrarlayabiliyor. Sürekli yeni maceralar eklenmeye devam ediyor.

-Oyuncular kendi evlerini kurabiliyor, farklı dekorasyon seçenekleriyle döşeyebiliyor, dostlarını davet edebiliyor.

-Bir lonca oluşturabiliyor ve başkent Varanas’ta kendinize bir “Lonca Sarayı” kurabiliyorsunuz.

-Maceraya başladığınız andan itibaren elinizin altında olan farklı araçlarla zafere koşuyorsunuz.

Kısacası heyecanı ve hızlı tempoyu seven oyun tutkunlarını mücadeleye ve gizemleri çözmeye çağıran bir savaş oyunu.


Runes Of Magic'in ingilizce sitesine buraya Türkçe sitesine ise buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. bakabilirsiniz.

Oyun'un bir video'su ile yazıya son veriyorum.
video